Hayatının günlük rutininden sıkılan ve bu sebeple intihar eden bir kız... İntihar amacıyla kapanan gözlerini Villete'de açmasıyla bambaşka düşüncelerle tekrardan doğması...
Romandaki en can alıcı noktaysa Veronika'nın kendi kafasındaki duvarları kırması; bunu yapmasının tek sebebiyse en kısa zamanda öleceğini bilmesi.
Kendimizi kısıtlamanın ve bunu yaparken de benliğimizi yıpratmanın ne anlamı olabilir? İnsanların bize hiçbir yararı olmadığı halde beğenilerini ve övgülerini kazanmak için boşa enerji ve çaba harcamanın ne anlamı var? Neden kendini mutlu etmek için yaşamıyor insan?
Tezini tamamlaması için kobay olarak aradığı insanı bulan Doktor... Sağlam bir kalbi olmasına rağmen yapay kalp krizleri geçiren, öleceğine inanmış ve kaderine boyun eğmiş, eskiden ölmek için haplar içen ancak öleceğine inandığı için artık yaşama duygusunun filiz çıkardığı bir kız...
Elimizden ne alındıysa ona karşı daha çok istek duymamızın kaçınılmaz gerçeği...
Aşık olduğu şizofrenle birlikde olmak için çırpınan Veronika, son günlerini dolu dolu yaşamak için şizofren tanısı konulmuş Eduard'la Villete'den kaçarak hayat defterinin son olarak bildiği sayfalarını değerli anlarla doldurması...
Hayatın ve içinde bulunduğumuz her saniyenin önemi...
Mükemmel bir anlatı, olay örgüsü, karakter tanımı ve romanın hissedilmesi; gerçekten demlene demlene okunması gereken bir roman, bana göreyse en iyi kitaplar listesine girmeyi hakkeden bir yapıt.