Şermin Yaşar okuduğum ikinci kitabı. İlki Söyleme Bilmesinler bu iki kitabını okuyunca Şermin Yaşar hakkında genel bilgilere sahip oldum. Dili o kadar sade ve düz anlatım ki. Gündelik olaylar okuyormuş gibi hissettiriyor. Süslü cümleler, edebi dil sevenler için okurken sıkıcı gelebileceğini düşünüyorum. Ama ben bu sade anlatımını okurken keyif aldım.
Gelelim kitaba kitapta çocukları tarafından sahip çıkılmayan, önemsenmeyen, çocuklarının dünyasında yer bulamayan Selime teyzeyi ve annesiz, sevgisiz, değerli hissetmek için sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duyan Meltem'in yollarının kesişmesini anlatıyor.
Biri yaşlılık, yalnızlık, çocukların anneye sahip çıkmamasını, annenin çocuklarıyla yaşanabilecek güzel ilişkilere hasret kalmasını anlatırken, diğeri babaanne ve dedesinin elinde büyümüş, anne sevgisine hep aç kalmış, anne sevgisine duyduğu özlem ve eksiklikle başkalarına kolayca bağlandığını anlatıyor. İki farklı dram ve iki farklı olgu.Birbirlerinin hikayelerinde hayat buluyorlar.
Ayrıca kitap olay örgüleri ve düşünceler üzerinde ilerlerken kitabın sonunda herhangi bir sonuca bağlanmaması dikkatimi çok çekti. Kitabın sonu öyle bitti ki Selime teyzenin çocukları nerede ne yapıyor. Meltem'in bundan sonra hayatında neler oldu okuyucunun hayal gücüne kalıyor. Yazar aslında bu kurguyla birlikte şu mesajı veriyor:
“Hayatın bazı hikâyeleri çözülmez; sadece yaşanır.” bu kitap da tam olarak böyle. Sonu tamamen okuyucunun düşüncelerine kalmış.
En beğendiğim alıntısıyla kapanış yapayım :)
"Çünkü yalnızlar. Ben de yalnızım ama bizden bir yalnızlar kulübü olmaz. Onlarınki seçilmiş yalnızlık, benimki ise doğuştan."