Tarık Tufan Yazarın ismini çokça duymakla birlikte ilk okuduğum kitabı "Gece Açan Çiçekler" kitabı oldu. Kitap kayıplar, yarım kalmışlıklar, yalnızlık, geçmişin yüklerini omuzlarında taşıyan karakterlerin içsel hesaplaşmalarıyla ilerleyen bir hikaye yapısına sahip. Yani belirgin bir olay örgüsü yerine duyguların derinliği ve kişisel sorgulamalar ana ekseninde ilerlemiş yazar. Anlatım özelliği olarak metinler sık sık iç monologlara kaymış ve Tufan'ın şiirsel dili cümleleri kısa ama yoğun duygularla bize aktarmasına olanak sağlamış. Bu anlatım özelliklerinin yanında klasik roman akışına sahip olmasını çok isterdim. İnsanın ruhuna hitap eden, okuyucuyu kendi iç dünyasına çağıran bu kitabın derin bir olay örgüsüne sahip olması beni çok mutlu ederdi. Böyle söylüyorum ama bu kitap akıp gitmiyor anlamına gelmesin tabi. Sadece bu anlatım dilinin yanında oluşturulan olay örgüsünün basit olduğunu, daha derinlikli ve merak uyandıran bir kurgunun olabileceğini belirtmek istiyorum. İşte o zaman tadından yenmez bir eser olabilirdi bence. Zorlama bir şekilde oluşturulmuş olay akışı beni çok memnun etmedi açıkçası. Bu sebeple kitabı bir deneme yazısı gibi görebilir; her paragrafta (özellikle Halide karakterinin anlatımlarında) bir düşünce evreni keşfedebiliriz. Kitabı bitirdiğinizde büyük bir kurgu tatmini yaşamak yerine hafızalarınızda bir iç yankı bırakabileceğini söyleyebilirim. Gece Açan Çiçekler