Yüce bir gücün vahiy yoluyla bildirdiği mutlak bir gerçeğe inanıyorsanız, herhangi bir hatayı kabul etmeniz mümkün olmaz. Çünkü tüm anlatı boşa çıkar. Ama yanılma payı bulunan insanların hakikat arayışına inanıyorsanız, hataların kabulü, oyunun bir parçasıdır. Dogmatik olmayan laik akımlar biraz da bu yüzden nispeten mütevazı vaatlerde bulunur. Kusurlarının farkında oldukları için, kademeli ufak değişiklikler elde etmeyi umar. Asgari ücreti 3-5 dolar artırmaya, çocuk ölümlerini birazcık de olsa azaltmaya bakarlar.
Durmadan imkansızı vaat etmek, aşırı özgüven sahibi dogmatik ideolojilere özgüdür. Liderleri, sanki kanun koyarak, tapınak inşa ederek ya da bir bölgeyi ele geçirerek, tek bir görkemli hareketle tüm dünyayı kurtarabileceklermiş gibi durduk yere, sonsuzluk, namus ve günahlardan arınma hakkında konuşurlar.
Hayatımızın gelmiş geçmiş en önemli kararlarını almanın eşiğinde, ben şahsen, şaşmazlık iddiası taşıyanlardan ziyade, cehaletlerini kabul edenlere güvenmeyi tercih ederim. Dininizin, ideolojinizin ya da dünya görüşünüzün dünyayı yönetmesini istiyorsanız, soracağım ilk soru şudur: **Dininizin, ideolojinizin ya da dünya görüşünüzün düştüğü en büyük hata neydi?
Neyi yanlış anladı? Ciddi bir şey bulup çıkaramazsanız, kendi adıma size de güvenmem.**
21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari