İnsanlar tek başlarına dünya hakkında utanç verici düzeyde az şey bilirler ve tarihsel süreç içinde giderek daha az şeye vakıf bir konuma gerilemişlerdir.
Taş devrinde yaşayan avcı toplayıcı bir insan, kendi giysilerini yapmayı, ateş yakmayı, tavşan avlamayı ve aslanlardan kaçmayı bilirdi. Günümüzde daha çok şey bildiğimizi zannetsek de, kendi başımıza çok daha az bilgiye sahibiz esasında. Neredeyse tüm ihtiyaçlarımız için başkalarının uzmanlığına güveniyoruz.
"İnsanlara sıradan bir fermuarın işleyişini ne ölçüde bildiklerinin sorulduğu mahcup edici bir deney yapılmış. Çoğu kişi, büyük bir özgüvenle gayet iyi bildiğini söylemiş ne de olsa mütemadiyen fermuar kullanıyorlar. Sonra bu insanlardan, fermuarın işleyişini ellerinden geldiğince ayrıntılı anlatmaları istenmiş. Çoğunun en ufak bir fikrinin bile olmadığı ortaya çıkmış."
Steven Sloman ve Philip Fernbach bu durumu "bilgi yanılsaması" diye adlandırıyor. Birey olarak çok az şey bilmemize karşın, çok şey bildiğimizi zannediyoruz çünkü başkalarının kafasındaki bilgilere kendi kafamızdaymış muamelesi yapıyoruz. Bu ille de kötü bir durum değil. Grup düşüncesine itimadımız, bizi dünyanın efendisi kıldı ve bilgi yanılsaması sayesinde her şeyi kendi başımıza anlamak gibi imkansız bir çaba içine girmeden yaşayabiliyoruz. Evrimsel açıdan başkasının bilgisine güvenmek homo sapiens için inanılmaz faydalı oldu.
21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari