10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2025 607. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 00:00
"TÜNELDEKİ ÇOCUK" "Belki her şey hakikattir. Belki her kavgada bir hak, bir haklı ve bir haksız vardır. Fakat aşkta ne hak, ne haklı, ne haksız, hatta ne de bir hakikat vardır. Onda yalnız bütün bunların yokluğundan var olan bir şey, güzellik vardır." Sait Faik denince aklımıza ne geliyor? Kimileri için bir İstanbul yazarıdır o. Kimileri için sokakları anlatan, balıkçıları, simitçileri, kahvedeki sakinleri, boğazın rüzgârını, haliçin pusunu kelimelerine sindiren bir gözlemci. Ama Sait Faik bundan çok daha fazlası. O, gözlemlediği her şeyi bir sevgi süzgecinden geçirir; insana, hayata ve hatta acıya bile büyük bir şefkatle yaklaşır. Tüneldeki Çocuk da işte tam bu yüzden, onun külliyatının belki de en saf, en dokunaklı örneklerinden biri. Sait Faik’in öykülerini okurken, gündelik hayatın o görünmez kıvrımlarında saklanan insani sıcaklığa dokunuruz. Onun kaleminde büyük dramlar yoktur; fakat küçük anların içindeki büyük anlamlar saklıdır. Bir balıkçının bakışı, bir kahvehanedeki sessizlik, sokaktan geçen bir çocuğun adımı… Tüm bu ayrıntılar onun dünyasında birer öyküye dönüşür. Kitaba adını veren o unutulmaz öykü, “Tüneldeki Çocuk”, içimdeki en derin yankıyı uyandırdı. Karanlık bir tünelde, ışığa sırtını dönmüş, yalnız bir çocuk… Sait Faik, bu kısacık, sessiz karşılaşmayı, insan ilişkilerinin bütün karmaşasını ve yalnızlığın evrenselliğini anlatan bir şiire dönüştürmüş. O çocuğun bakışında, kendi yalnızlığımızı, terk edilmişliğimizi ve bazen de umuda olan inancımızı buluyoruz. Bu öykü, bir anın bile hayatımızda nasıl bir iz bırakabileceğinin, sessiz bir merhametin ne kadar güçlü olabileceğinin kanıtı. Kitabın diğer öykülerinde de Sait Faik’in imzası olan o tanıdık ve sıcak temalar karşılıyor bizi: · Balıkçıların tuzlu, yorucu, ama bir o kadar da özgür dünyası, · Sokak çocuklarının masumiyetle örülmüş, kırılgan hayalleri, · Mahalle kahvelerinde sessizce içilen çayların ardındaki dostluklar, · Ve elbette, İstanbul’un her köşesinden yükselen o eşsiz ses: martı çığlıkları, vapur düdükleri, sokak satıcılarının nağmeleri… Ancak Sait Faik bunları sadece “anlatmıyor”. O, bu manzaraların içine insan ruhunun tüm renklerini; umudu, hüznü, özlemi, direnci ve en önemlisi, merhameti ilmek ilmek işliyor. Onun için insan, ne kadar yoksul, ne kadar sıradan olursa olsun, bir hikâyenin kahramanıdır. Ve her hikâye, aslında “insan olmanın özü”ne dair bir arayıştır. Evet, Sait Faik’te bir hüzün vardır. Ama bu, insanı çaresizliğe sürükleyen bir karamsarlık değildir. Daha çok, güzelliğin geçiciliğini bilmenin, yalnızlığın evrenselliğini fark etmenin getirdiği derin ve insani bir melankolidir. Ve işte tam bu hüznün ortasında, direnen bir yaşama sevinci, küçük bir umut ışığı mutlaka parlar. Bir çocuğun gülüşünde, denizin mavisinde, paylaşılan bir ekmeğin tadında... Tüneldeki Çocuk yalnızca bir İstanbul öyküsü de değildir; insanın anlam arayışına dair derin bir metindir. Sait Faik, okurunu görünmez bir yolculuğa çıkarır: Karanlık bir tünelden geçerken, kendi içimizdeki boşluklara, umutlara ve kırgınlıklara doğru… Ve belki de bu yüzden onun öyküleri hiç eskimez. Çünkü insanın kendini arayışı, her zaman günceldir. Eğer edebiyat sizin için sadece olay örgüsü değil, bir duygu ve atmosfer deneyimi ise, bu kitap tam size göre. Eğer koşturmacanın içinde durup bir nefes almak, İstanbul'un ya da kendi şehrinizin ruhunu hissetmek istiyorsanız, Sait Faik'in satırları sizi kucaklayacak. Ve eğer edebiyatın, insanı insana, insanı hayata ve kendine yaklaştıran bir araç olduğuna inanıyorsanız, Tüneldeki Çocuk bu inancınızı besleyecek en güzel metinlerden biri. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Tüneldeki ÇocukSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 20251,807 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.