Eugène-Melchior de Vogüé' nin ya da o dönem Dostoyevski'nin sözü olduğunu sandığım "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" ifadesinden buralara kadar geldik.
Nikolay Gogol (1809-52) Rus gerçekçi edebiyatının kurucusu olan yazardır. Palto adlı tiyatrosu da "ye ye kürküm ye" nin şerhidir aslında.
Akakiy Akakiyevic Bahmaşkin eski püskü paltosundan dolayı sürekli dalga geçilen en düşük rütbeye sahip bir memurdur. Yıllardır dalga geçilmesine rağmen biraz maddi imkansızlıklardan biraz da tercihlerden dolayı yenilemeyi düşünmemektedir, bu paltoyu. Hatta bu durum karşısında Gogol'da karakterlerini konuşturarak Bahmaşkin'i över: " Hiç bir şeye ihtiyaç duymamak bu adamların (Bahmaşkin) bize karşı en büyük avantajlarıdır".
Lakin Bahmaşkin kararını değiştirir; büyük ekonomik fedakarlıklar ile güzel bir palto diktirir kendine. Bu amiri konumundaki Fedor Fedoroviç Kovalav'un kendisi için (ya da başka bir deyişle paltosu) için bir parti düzenlemesine yol açar. Bu partiden dönüşte üç serseri tarafından gaspa uğrar Bahmaşkin ve paltosu çalınır.
Bekçilere, mahalle komiserine, nahiye komiserine ya da başka rütbeli insanlara gider paltosunu aramamak için; ama herkes tarafından başından savılır ve önemsenmezler. Hatta bu durum ilgili gibi davranan yakınları için bile geçerlidir. Bahmaşkin ise paltosunu ararken yalnızlık içinde delirerek ölür.
Gogol ama Bahmaşkin'inini bu halde bırakmaz. Tiyatrosunu da lanetler; Bahmaşkin'in ölümü üzerine. İnsanlar artık hayal ve gerçeği kaybetmişlerdir.