Eduardo Galeano dan okuduğum ilk kitap ve ortaya çıkardığı esere hayran kaldım. Herhangi bir şekilde bu yazım önünüze çıktıysa lütfen bu kitabı okuyun.
Farklı dinlerden, farklı kültürlerden, yakın geçmiş zamandan asırlar öncesine kadar, en küçüğünden en yaşlısına, yaşamaya çalışan, konuşmaya korkan, eziyetlere maruz kalan; sömürgelere, engizisyona, senatoya, kiliseye, faşizme direnen yüzlerce binlerce kadının her okuduğunuzda sizi şu halinizden utandıracak, öfkelendirecek iğrenç gerçeklikle dolu hayat öyküleri var bu kitapta. Gerçekten çok zor durumlardan geçiyoruz kadınlar olarak. Ve bu asla değişmiyor. Çok ama çok üzücü.
"Yalnızca tekerrürden ibaret olmayan, çomak da sokulabilen bir insanlık tarihine..."
Kitapta çok bildiğimiz kadınlar da var adını duymadığımız kadınlar da. Mucitler, doktorlar, kendi ülkesi için savaşıp öldürülenler, satılan kadınlar, hayali söndürülen kadınlar, bir şey yapamayan yalnızca susan kadınlar.. Florence Nightingale, Louse, Kleopatra, Hz. Ayşe, Alicia Moreau, Amazon kadınları, Sukeyne, Cadı ilan edilen kadınlar, küçük kız çocukları, nineler, Frida ve daha yüzlercesi..
Hepsinin tek ortak noktası hayatlarının ellerinden alınmış olması. Din yüzünden, cahil toplumları yüzünden, uydurulan kanunlar yüzünden, ERKEKLER YÜZÜNDEN, başarılı oldukları için, SADECE kadın oldukları için....