Benim bu Fyodor Dostoyevski denen adama takıntım var biliyorsunuz. Yani adam resmen oturmuş, almış kalemi eline, bakın ey insanoğlu, siz aslında ne kadar ezik ve ne kadar iğrençsiniz ama bunu kendinize bile itiraf edemiyorsunuz demiş. Kitap bu kadar net. Ama ben bu Yeraltından Notlar 'ı bitirdiğimde, ilk yaptığım şey camdan dışarı bakıp acaba ben de mi bu "Yeraltı Adamı'yım?!" diye ciddi ciddi düşünmek oldu. Gecenin onikisi Allah aşkına! O yeraltı adamı var ya. O isimsiz dahi taslağı bizim en büyük düşmanımız o. Çünkü bizim içimizdeki o sürekli kuruntu yapan, her şeyi analiz edip kendine acı çektiren, kimseye yüz vermeyen ama aslında en çok ilgi bekleyen o pisliği temsil ediyor. Okurken resmen, "Aynen kanka, bu tripleri ben de lisede atıyordum ama sen hâlâ aynı teranedesin, kendine gel!" :) diye bağırmak istiyorsun. Ama bağıramıyorsun, çünkü o bir kitap karakteri ve sen de tam olarak onun anlattığı gibi utangaç, kibirli ve yalnız hissediyorsun! Tövbe ya Rab! Adam, ben kötü bir insanım bundan zevk alıyorum, ama aslında iyi olmak isterdim, ne kadar acı çekiyorum, ne kadar zekiyim!! Üçgeninde sürekli dönüp duruyor. Tıpkı hepimizin bir türlü tam kopamadığı, içten içe kuruntu yapmaya devam ettiği o takıntılı ruh hali gibi.
Ne ondan vazgeçebiliyoruz, ne de onun varlığını tam kabul edebiliyoruz!
Kronik bir kaşınma hali bu. :) 2×2=4'e bile kafa tutması yok mu?! Hastalık! Ciddiyim. Hayır, ben istemiyorsam 2×2=5'tir! diyor. Neden!? Özgür iradesi zedelenmesin diye! Ulannn, senin özgür iraden matematik kuralıyla mı zedeleniyor? Gidip kendine bir hobi bul, sosyalleş, biraz hava al! Ama yok. O oturacak, o pis, rutubetli yeraltında kendi varoluşsal utancını kemirecek. Ama biliyor musunuz? Ben bu kitapta, o adamın o içten gelen, dürüst acısını sevdim. Sahte iyilik maskeleri takan yüzlerce karakterden sıkılmışım demek ki. Bu adam, rezilliğini bağırarak anlatıyor. Ben böyleyim! diyor. Bu bile bir tür dürüstlük değil midir?? Belki de bu yüzden, bu karamsar notları yeni okuyup bitirmeme rağmen, insanlardan bir an soğuma hissi yaşadım ama sonra kendime geldim. Sonuçta yeraltı adamı ben değilim.
Umarım galiba kesinlikle değilim. :)))
Okuyun okuyunnn! Okuyun da görün, aslında hepimiz ne kadar sinir bozucu ve bir o kadar da çaresiziz! Sonra bana gelin, hep beraber bu öz nefret partisine bir pasta keselim! Ama pastayı ben yemem, çünkü kalori alarak toplumun dayattığı ortalama insan sıfatına boyun eğemem! Yalan söyledim. Pastanın tadını çıkarırken, bir yandan da neden yediğimi saatlerce eleştirebilirim. :))))
Okur kalın.. ᥫ᭡