10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2018 21:47
Bir çocuğun gözünden bir ömür anlatılmakta. Şeker Portakalı'ndaki Zeze ile hemen hemen aynı hayat ama başka yaşamlar. .. .. Bol bol masallara, efsanelere  doyulacak bu kitapta. Boynuzlu Maral Ana kitabın tamamına hakim olan masal. Kahramanımız doğduktan sonra anne ve babası onu terk etmiştir.Dedesi Mümın ona bakmaktadır. Kıvrak Mümin olarak tanınır. Küçüğün, gencin yapması gereken işi de o yapar yaşlının, yaşıtının yapması gereken işi de o yapar. Düğünde, cenazede tepsilerde yemek ve çay dağıtır insanlara. Aslında egosu olmayan, mütevazı bir kişiliğe sahiptir Mümin dede, bundan dolayı kendisine"Kıvrak"denilmiş. Oysa ne yalan bilir, ne laf taşımayı ne de dedikodu yapmayı. Kendi halinde yaşayan biri.  Ama gel gelelim toplumda böyle insanlara saygı duyulmaz hor görülür. Yediden yetmişe herkes onunla senli benli konuşur. O ise bunlara pek aldırış etmez. Kızı ve damadı gittikten-daha doğrusu çocuklarını terk ediyorlar-sonra erkek torununa o bakmaya başlar. Bir de Bekey adında, çocuğu olmayan bir kızı daha vardır. Oğlu da on sekiz yaşında askerdeyken şehit olmuştur.Mümin dede hayat arkadaşını yıllar önce kaybedince ikinci kez evlenir. Ama bu eşindende yuzü pek gülmez, sürekli kendisini eleştirip sürekli konuşan bir tip.Dağlık alanda eşi, torunu, kızı, damadı Orozkul, Seydahmet ve Seydahmet'in karısı Gülcemal ile kızı yaşamaktadır; toplamda sekiz kişidirler. Bekey ve Orozkul'in çocuklar olmaz. Dağ korucusu olan Orozkul -tüm dağ işlerini Mümin dede yapar, o ise şölenlere katılıp içer' zil zurna sarhoş olduktan sonra sırf bir çocuk doğurmuyor diye karısını deli gibi döver. Gerçi deli gibi diyorum ama sevgili Dostoyevski̇ Suç ve Ceza eserinde şu cümleyi yazar, " Sarhoşlar delilerden daha tehlikelidir." Sarhoş aklıyla kadıncağızı mosmor edinceye kadar döver. Belli bir karekteri olamayan, kendine ait olmayan orman ağaçlarını yiyip içtiklerine peşkeş çeken biri.Ah, Mümin dede kızı dövülürken eli iki yanına düşer de bir şey yapamaz! Hoş karısıda karışma diye tembihler her defasında. Bu arada Mümin dedenin karısı torununu hiç sevmez ve ona hep yabancı der durur. .. .. Romanın tamında insanı canı acıyor, söz konusu bir çocuk olduğunda. Saflığın, korkunun, güzelliğin aynası olan çocuklukta, insanın kalbi bir başka atıyor. Kitabın sonu ne yazıknki mutlu sonla bitmiyor, inançlar bazen mecbur kalındığında çiğnenebiliniyor. Aytmatov'un kaleme aldığı her eserinde muhakkak bir sosyal mesaj vardır. Cengiz Aytmatov'un gözüyle bu romanı değerlendirmek istiyorum. Beyaz, barışın simgesi; gemi bağımsızlığın; çocuk, saflık ( kimsesiz ve yönetimlerin baskısı altında kalan çocuk, acının çoğrafyası yok, çocuğunda adı yok. Ne demiş büyük üstat İsmat Özel, "Bebeklerin ulusu yoktur."); dede, kökleşmiş bir medeniyet; damat, içimizdeki düşman, diktatör. Neden mi bunlara başvurdum? Çünkü Aytmatov'un yaşadığı dönemin Rusaya'nın egemen olduğu ve komünist yönetimin olduğu bir dönem. Durum böyle olunca alelen hiçbir şeyin yazılamayıp daha çok kapalı anlatımların yani imgesel anlatımın yoğun olduğu bir dönem. Yazarın Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun Rüyaları vb.örnek gösterilebilir. Siyasete bulaşmayıp ama halkının bilinçlenmesine önayak olan bir yazar.
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,5bin okunma
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.