Kitabı okuduktan sonra Beyoğlu Rapsodisinin tam anlamıyla bir polisiye roman olduğunu düşünmedim. Olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına ve psikolojik yönlerine odaklanılmış. Bu yönüyle yer yer polisiye olmaktan çıkıp, psikolojik ve kişisel gelişim kitabını andırıyor. Ayrıca Beyoğlu’na dair tarihî bilgiler ve mekân anlatımları oldukça fazla; bu kısımlar atmosfer açısından güzel olsa da polisiye gerilimi geri planda bırakıyor. En şaşırtıcı noktalardan biri ise katilin beklenmedik ve alakasız bir karakter olmasıydı. Bu durum sürpriz etkisi yaratsa da olay örgüsü açısından yeterince temellendirilmediği için inandırıcılığı zayıflatmış. Özellikle arkadaşlık ilişkilerinin bu kadar ani ve kopuk şekilde sonlanması garip geldi. Bu nedenle roman, polisiye beklentisiyle okunduğunda kafa karıştırıcı olabiliyor. Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit