İnsanlar zaten kötülüğe hazırdır.
Gaunt sadece tezgâhı açar.
Bu romanı okurken korkudan çok rahatsızlık hissi öne çıkıyor. Çünkü Stephen King burada canavarlarla değil, insanların küçük arzularıyla uğraşıyor. Kimse zorla kötülüğe sürüklenmiyor; herkes yaptığı şeyi kendince haklı buluyor. Asıl ürkütücü olan da bu.
Karakterler fazlasıyla tanıdık ve bu tanıdıklık hikâyeyi etkileyici kılıyor. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” sorusu akla geliyor ve bu soru hiç de rahatlatıcı değil. Ruhlar Dükkanı , korkunun dışarıdan değil, insanın içinden başladığını hatırlatan bir roman.
Bencesi :)
Romanın fikri çok güçlü olsa da anlatım yer yer gereğinden fazla uzuyor. Bazı tekrarlar ve yan karakterler hikâyenin temposunu düşürüyor. Karakter sayısının fazlalığı da herkese aynı ölçüde bağlanmayı zorlaştırıyor. Daha sade ve sıkı bir anlatımla çok daha etkileyici olabilecek bir roman