Spoiler içerir
Kitabı şimdi bitirdim. Gözlerimi yaşartan nadir kitaplardan biriydi . Kitap baştan sona tam bir sanat eseriydi gerçekten. Yapılan betimlemeler ve anlatılan duygular adeta kendim yaşıyormuşum gibi hissettirdi. Sabahattin Ali'yi tanıdığım ilk kitap oldu, kendisine artık çok büyük bir hayranlık duyuyorum. Bu kitabı nasıl bir duygu durumunda yazdı, neler hayal ederek yazdı keşke görüp konuşup dinleme fırsatım olsaydı. Türk edebiyatına müthiş bir şaheser kazandırmış, Allah mekanını cennet eylesin.
Kitaptaki olay örgüsü çok iyi kurgulanmıştı ve çok akıcıydı. Okurken baştan sona hiç sıkılmadım diyebilirim. Kitap aslında başka bir karakterin iş arayışı üzerinden başlar bu kişi bulduğu işte Raif Efendi ile tanışır. Raif Efendi çok sık hastalanan kimseyle pek iletişimi olmayan ne yaparsa yapsın başarılı olsa bile herkesin aşağıladığı bir adamdır. Raif Efendi çok sık hastalanır, iş arkadaşı onu ziyaretlere gider, aynı zamanda da Raif Efendinin hayatını neden böyle kapalı ve bilinmez bir insan olduğunu öğrenmek ister. Bir ziyareti sırasında Raif efendi artık çalışamayacağını söyler ve iş yerindeki dolabından eşyalarını getirmesini ister. eşyaları arasında kara kaplı bir defter vardır. Bu eşyaları kimse görmeden Raif Efendi'ye teslim ederken, Raif Efendi hakkında bir şeyler öğrenme umuduyla bu kara kaplı defteri okumayı çok ister. Raif Efendi ilk başta bunu istemese de bu kişiye duyduğu sıcaklıktan dolayı sonrasında okumasını kabul eder. Raif Bey'in geçmişi bu kara kaplı defterde yer almaktadır.
Kitabın başrolleri Raif Efendi ve Maria Puder'di. Karakter olarak yaşadıkları topluma uzak olan başroller, Raif Efendi'nin Kürk Mantolu Madonna tablosuna takıntılık yapmasıyla birbirlerini buldu. İlişkileri sürekli git gelli bir şekilde ilerliyordu. Ta ki Marie Puder'in hastalanmasına kadar(zatülcenp). Bu hastalıktan sonra birbirlerine ne kadar ait olduklarını anladılar. Artık ilişkinin bir düzene gireceğini düşünmeye başlamıştım ki Raif Efendinin babasının ölüm haberini okuduğunu görünceye kadar. O an başıma kaynar sular döküldü diyebilirim çünkü artık bir şeylerin ters gideceği belli olmaya başlamıştı. Babasının ölümünden sonra Raif Efendi Havran'a döner, dönmeden önce de Maria Puder'le her şey yoluna girdiğinde hayatlarını Havran'da devam ettirecekleri konusunda anlaşırlar. Raif Efendi Havran'a ulaşır. Hikayenin bu kısmı da çok acıdır, babasından kalan mirası ailenin diğer üyeleri kendi aralarında bölüşür, işe yaramaz diyebileceğimiz payları Raif Efendiye bırakmışlardır. Hal böyle olunca Raif Efendi maddi yetersizliklerden dolayı Maria'yı Havran(Balıkesir'in ilçesi)'a davet edemez. Raif Efendi çeşitli ticaretler yaparak maddi durumunu düzeltmeye çalışırken o sırada Maria Puder'la sürekli mektuplaşırlar. Maria, Raif Efendi'ye çok büyük bir sürprizi olduğunu söyler ama bunu yanına gelince açıklayacağını ifade eder. Olay böyle sürerken bir anda Maria Puder'den haber kesilir. 1 ay boyunca Raif Efendi mektup göndermeye devam eder ama bir ay sonunda o mektupların Maria'ya ulaşmadığını öğrenir aradan 10 yıl geçer tabi bu sürede Raif Efendi bu olaylardan dolayı psikolojik bunalımlar yaşar. Evlenir çocukları olur ama hiçbir değer görmediği ve sürekli olarak Maria Puder'i düşündüğü için bünyesi çok zayıflar ve sürekli hasta olur. Raif Efendi günlerden bir gün alışveriş için dışarı çıkar ve bu esnada Almanya'da yaşadığı dönemde Maria Puder'le ortak tanıdıkları bir kişiyle karşılaşır, bu kişiye Maria Puder'le yaşadığı olayları söylemeden ve çaktırmadan bilgi almaya çalışır. Bu esnada Maria Puder'in 10 yıl önce tam da mektuplaştıkları zamanda öldüğünü öğrenir (Başıma kaynar sular döküldüğü bir anda buydu) Almanya'dan ortak tanıdığı bu kadının yanında bir kız çocuğu vardır bu kız çocuğunun Maria Puder'in kızı olduğunu öğrenir, aynı zamanda bu kız Raif efendinin kızıdır. Maria Puder'in Raif Efendiye bahsettiği sürpriz bir çocuklarının olacağı haberiymiş meğerse, o esnada Alman kadın ve küçük kızın beklediği tren kalkar. Raif efendi kızının adını bile öğrenmeden tren uzaklaşmıştır. Maria Puder yakalandığı hastalıktan tam kurtulmuşken bebeğinin karnında büyümesiyle dayanılmaz acılar çekip ve vefat etmiştir aslında. Bu haberi aldığının ertesi günü Raif Efendi'de vefat eder.
Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, Maria Puder'i Kürk Mantolu Madonna'yı arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkûm ediyordu. Bunu yapmamalıydı...
Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali