İnce Memed'den Kırmızı Pazartesi'ye
Puan vermedi·107 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde İnce Memed'in o tozlu yollarında, haksızlığa karşı atılan o tek başına çığlığın peşindeydim. Memed, mecburiyetten dağa çıkarken arkasındaki köylülerin korku dolu ama umutlu sessizliğini hissetmiştim. Hemen ardından Kırmızı Pazartesi kasabasına girdiğimde ise bambaşka bir sessizlikle, bu kez buz gibi bir kayıtsızlıkla karşılaştım. İnce Memed’de halk, Abdi Ağa’dan korktuğu için susuyordu; orada bir "can korkusu" ve bir değer yargısı vardı. Ama Kırmızı Pazartesi'de Santiago Nasar ölüme yürürken kasaba halkının suskunluğu korkudan değil, konforlarından ve vicdanlarının uyuşmuş olmasındandı. Bu iki farklı sessizlik, bana bugünün dünyasını özetledi: Bir yanda korkusuna yenilenler, diğer yanda ise izlemeyi bir yaşam biçimi haline getirenler. Bugün Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan'da ya da dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan zulümler, tıpkı o kasaba meydanındaki ilan edilmiş cinayet gibi hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Bizler de tıpkı o kasaba halkı gibi; "bir kurtarıcı gelir" ya da "Allah elbet bir kapı açar" diyerek sorumluluğu üzerimizden atıyoruz. Kendi uyuşukluğumuzu, başkalarından beklediğimiz mucizelerin arkasına saklıyoruz. Anladım ki; nankörlük insan doğasının en eski hastalığı. Kendi yaratıcısına bile nankörlük edebilen insanoğlu, benzerinin acısına neden kayıtsız kalmasın? Bu karanlık döngüden çıkışın tek yolu, başkalarından eylem beklemek değil, bizzat "icraata" geçmektir. Tıpkı çocuğuna kitap okumasını öğütleyip kendisi eline kitap almayan bir ebeveynin samimiyetsizliği gibi, dünya da sadece sözlerle düzelmeyecek. Sözün bittiği yerde icraat başlar. Ve belki de asıl mesele, dünyayı değiştirmekten önce, o "seyirci kalma" mecburiyetini kendi içimizde yıkabilmektir.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
·
70 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
H a s r e t
Gönderi Sahibi
Sabır...
En sevmediğim inceleme türü, kitap dışında her şeyden bahsetmek, kendinden bir şeyler katıp kitabın yapısını gölgede bırakma isteği. Tertemiz kitabın yapısından içeriğinden sapmadan inceleme yapılır, yok şöyle yok böyle duygu oyunları sağdan soldan örnekler verme vs vs, incelememi okuyorum yoksa başkasının kendi rolünü ön plana çıkartıp duygu ağırlıklı itiraf metni mi belli değil 🤷🏻‍♂️
H a s r e t
Gönderi Sahibi
Hamza Çınar Sizinki eleştiri yapmak değil yermektir. Eleştiri yapmak bir akıl süzgecidir, yapıcı olmaktır. Yermek ise bir ego tatminidir, yıkıcı olmaktır. Ayrıca benim edebiyatçı olmak gibi bir iddiam olmadı