Hem kozmik hem de toplumsal düzlemde varlık hep oluş bozuluş, sorun çözüm, inşa imha sarkacında gidip gelir. Sorunsuz bir dünya yok. Olsaydı bu, dünya değil, cennet olurdu. Tanımı gereği burası cennet değil, dünya olduğu için imtihan, sorun, kriz, çatışma hep var olacak.
Ben hep şunu hayal ettim: Hz. Adem'le Hz. Havva yeryüzüne ilk indiklerinde gördükleri manzara neydi? İnsan elinin hiçbir şeyi bozmadığı bir dünya nasıl bir yerdi? İlk gördükleri renk neydi? Gök nasıl bir maviydi? Yeşil nasıl bir yeşildi? Toprak nasıl bir kıvamdaydı? Hangi hayvanları gördüler? Ne hissettiler, ne tepki verdiler? Bu manzara karşısında durup birbirlerine ne söylediler?
İyi kötü, güzel çirkin, aydınlık karanlık, refah mahrumiyet, genişlik darlık... Bunların hepsi başına gelecek. Sakın birine takılıp kalma. Tıpkı evrenin yatışmaz yapısının her an akıp gitmesi gibi bil ki şu anda içinde bulunduğun hâl de geçecek. Hiçbiri sonsuza dek devam etmeyecek. Kendini buna hazırlaman, evrenin yaratılış ritmiyle uyumlu hareket etmen demektir.