H a s r e t

H a s r e t
Ervah-ı ezelde yükselişten aşağı iniyorsa ruhlar, tekrar yükselişe doğru bir yol bulmalı..
Hakkari
5 Ocak
354 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.
Sayfa 74 - Âl-i İmran/190
Din İslam
Deniz isimli okura yanıt verildi
H a s r e t
Dünya içinde en büyük dünya insandır. Ama insan kendini bilmezse, bu dünyayı da anlayamaz.
Reklam
İnce Memed'den Kırmızı Pazartesi'ye
Puan vermedi·107 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde İnce Memed'in o tozlu yollarında, haksızlığa karşı atılan o tek başına çığlığın peşindeydim. Memed, mecburiyetten dağa çıkarken arkasındaki köylülerin korku dolu ama umutlu sessizliğini hissetmiştim. Hemen ardından Kırmızı Pazartesi kasabasına girdiğimde ise bambaşka bir sessizlikle, bu kez buz gibi bir kayıtsızlıkla karşılaştım. İnce Memed’de halk, Abdi Ağa’dan korktuğu için susuyordu; orada bir "can korkusu" ve bir değer yargısı vardı. Ama Kırmızı Pazartesi'de Santiago Nasar ölüme yürürken kasaba halkının suskunluğu korkudan değil, konforlarından ve vicdanlarının uyuşmuş olmasındandı. Bu iki farklı sessizlik, bana bugünün dünyasını özetledi: Bir yanda korkusuna yenilenler, diğer yanda ise izlemeyi bir yaşam biçimi haline getirenler. Bugün Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan'da ya da dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan zulümler, tıpkı o kasaba meydanındaki ilan edilmiş cinayet gibi hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Bizler de tıpkı o kasaba halkı gibi; "bir kurtarıcı gelir" ya da "Allah elbet bir kapı açar" diyerek sorumluluğu üzerimizden atıyoruz. Kendi uyuşukluğumuzu, başkalarından beklediğimiz mucizelerin arkasına saklıyoruz. Anladım ki; nankörlük insan doğasının en eski hastalığı. Kendi yaratıcısına bile nankörlük edebilen insanoğlu, benzerinin acısına neden kayıtsız kalmasın? Bu karanlık döngüden çıkışın tek yolu, başkalarından eylem beklemek değil, bizzat "icraata" geçmektir. Tıpkı çocuğuna kitap okumasını öğütleyip kendisi eline kitap almayan bir ebeveynin samimiyetsizliği gibi, dünya da sadece sözlerle düzelmeyecek. Sözün bittiği yerde icraat başlar. Ve belki de asıl mesele, dünyayı değiştirmekten önce, o "seyirci kalma" mecburiyetini kendi içimizde yıkabilmektir.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
H a s r e t
Sabır...
İnce Memed'den Kırmızı Pazartesi'ye
Puan vermedi·107 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde İnce Memed'in o tozlu yollarında, haksızlığa karşı atılan o tek başına çığlığın peşindeydim. Memed, mecburiyetten dağa çıkarken arkasındaki köylülerin korku dolu ama umutlu sessizliğini hissetmiştim. Hemen ardından Kırmızı Pazartesi kasabasına girdiğimde ise bambaşka bir sessizlikle, bu kez buz gibi bir kayıtsızlıkla karşılaştım. İnce Memed’de halk, Abdi Ağa’dan korktuğu için susuyordu; orada bir "can korkusu" ve bir değer yargısı vardı. Ama Kırmızı Pazartesi'de Santiago Nasar ölüme yürürken kasaba halkının suskunluğu korkudan değil, konforlarından ve vicdanlarının uyuşmuş olmasındandı. Bu iki farklı sessizlik, bana bugünün dünyasını özetledi: Bir yanda korkusuna yenilenler, diğer yanda ise izlemeyi bir yaşam biçimi haline getirenler. Bugün Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan'da ya da dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan zulümler, tıpkı o kasaba meydanındaki ilan edilmiş cinayet gibi hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Bizler de tıpkı o kasaba halkı gibi; "bir kurtarıcı gelir" ya da "Allah elbet bir kapı açar" diyerek sorumluluğu üzerimizden atıyoruz. Kendi uyuşukluğumuzu, başkalarından beklediğimiz mucizelerin arkasına saklıyoruz. Anladım ki; nankörlük insan doğasının en eski hastalığı. Kendi yaratıcısına bile nankörlük edebilen insanoğlu, benzerinin acısına neden kayıtsız kalmasın? Bu karanlık döngüden çıkışın tek yolu, başkalarından eylem beklemek değil, bizzat "icraata" geçmektir. Tıpkı çocuğuna kitap okumasını öğütleyip kendisi eline kitap almayan bir ebeveynin samimiyetsizliği gibi, dünya da sadece sözlerle düzelmeyecek. Sözün bittiği yerde icraat başlar. Ve belki de asıl mesele, dünyayı değiştirmekten önce, o "seyirci kalma" mecburiyetini kendi içimizde yıkabilmektir.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
H a s r e t
Hamza ÇınarHamza Çınar Sizinki eleştiri yapmak değil yermektir. Eleştiri yapmak bir akıl süzgecidir, yapıcı olmaktır. Yermek ise bir ego tatminidir, yıkıcı olmaktır. Ayrıca benim edebiyatçı olmak gibi bir iddiam olmadı
İnce Memed'den Kırmızı Pazartesi'ye
Puan vermedi·107 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde İnce Memed'in o tozlu yollarında, haksızlığa karşı atılan o tek başına çığlığın peşindeydim. Memed, mecburiyetten dağa çıkarken arkasındaki köylülerin korku dolu ama umutlu sessizliğini hissetmiştim. Hemen ardından Kırmızı Pazartesi kasabasına girdiğimde ise bambaşka bir sessizlikle, bu kez buz gibi bir kayıtsızlıkla karşılaştım. İnce Memed’de halk, Abdi Ağa’dan korktuğu için susuyordu; orada bir "can korkusu" ve bir değer yargısı vardı. Ama Kırmızı Pazartesi'de Santiago Nasar ölüme yürürken kasaba halkının suskunluğu korkudan değil, konforlarından ve vicdanlarının uyuşmuş olmasındandı. Bu iki farklı sessizlik, bana bugünün dünyasını özetledi: Bir yanda korkusuna yenilenler, diğer yanda ise izlemeyi bir yaşam biçimi haline getirenler. Bugün Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan'da ya da dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan zulümler, tıpkı o kasaba meydanındaki ilan edilmiş cinayet gibi hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Bizler de tıpkı o kasaba halkı gibi; "bir kurtarıcı gelir" ya da "Allah elbet bir kapı açar" diyerek sorumluluğu üzerimizden atıyoruz. Kendi uyuşukluğumuzu, başkalarından beklediğimiz mucizelerin arkasına saklıyoruz. Anladım ki; nankörlük insan doğasının en eski hastalığı. Kendi yaratıcısına bile nankörlük edebilen insanoğlu, benzerinin acısına neden kayıtsız kalmasın? Bu karanlık döngüden çıkışın tek yolu, başkalarından eylem beklemek değil, bizzat "icraata" geçmektir. Tıpkı çocuğuna kitap okumasını öğütleyip kendisi eline kitap almayan bir ebeveynin samimiyetsizliği gibi, dünya da sadece sözlerle düzelmeyecek. Sözün bittiği yerde icraat başlar. Ve belki de asıl mesele, dünyayı değiştirmekten önce, o "seyirci kalma" mecburiyetini kendi içimizde yıkabilmektir.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
H a s r e t
Kitap incelemesi, sadece kitabın özetini anlatmak (yani "ne olduğunu" söylemek) değildir kitabın ruhunu, yazarın niyetini ve sende bıraktığı izi analiz etmektir. Sayfa benim sayfam istediğim şekilde kelimelerimi dökerim bu sizi ilgilendirmez. Bir daha da böyle yorumlarınızla sayfamı meşgul etmeyiniz.