H a s r e t

H a s r e t
Ervah-ı ezelde yükselişten aşağı iniyorsa ruhlar, tekrar yükselişe doğru bir yol bulmalı..
Hakkari
5 Ocak
352 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·248 syf.··
2026 8. kitabı
Bazen bir kitabı okumak için değil, o kitabın sizi "okuması" için başına oturursunuz. İmam Gazali’nin Dil Belası eserini bitirdiğimde hissettiğim tam olarak buydu: Sayfalar ilerledikçe
Din İslam
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,7bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2026 6. kitabı
Bu tarz kıymetli eserleri okurken kendimi, büyük bir muallimden azar işiten bir çocuk gibi mahcup hissediyorum. Sanki müellif; içimdeki tüm fırtınaları, aklımdaki tereddütleri ve hayatımdaki eksikleri biliyormuşçasına her satırda beni ikaz ediyor, yoluma ışık tutuyor. Beşer olmamız hasebiyle şaşmaya ve nefsin bitmek bilmeyen hilelerine maruz kalmaya her an açığız. Mühim olanın, bu hileleri teşhis edip bertaraf edebilmek olduğunu bir kez daha idrak ettim. Hocamızın o kadar yerinde ve zarif nasihatleri var ki; bu rehberlikten istifade etmemek, aklıselimden uzaklaşmak ve nefse esir olmakla eşdeğerdir.Beşeriz, şaşarız ama dilerim ki bu uyarılardan sonra yolumuzu daha net görürüz.
Din İslam
Nefsin Hileleri ve Terbiye Yollarıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 20214,569 okunma
Anna Karenina: Bir Bencilliğin ve Arayışın Anatomisi
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 5. kitabı
Sonunda bu devasa eser bitti. Anna Karenina, her ne kadar popüler kültürde bir "aşk romanı" olarak lanse edilse de aslında içinde sosyolojiden felsefeye kadar pek çok katmanı barındıran, okura her türlü duyguyu yaşatan bir serüven. Kitaba dair ilk eleştirim ismine olacak: Bence yazar, eserinin ilgi görmesi için bu ismi seçmiş. Oysa kitabın asıl ruhu ve merkezi Levin olmalıydı. Levin, yazarın kendi iç sesini ve felsefesini aktardığı, olayların merkezinde en çok yer kaplayan karakter. Av sahneleri her ne kadar sabır zorlasa da, Levin’in bölümlerini okumak —belki de kendime daha yakın bulduğum için— çok daha sürükleyiciydi. Anna karakterine gelirsek; içinde bulunduğu durum ne kadar trajediye açık görünürse görünsün, o aslında aşırı bencil bir figür. Özellikle son bölümde, Vronski’yi cezalandırmak ve suçlu hissettirmek için seçtiği o intihar yolu, bu bencilliğin en somut kanıtı. Anna; duygularını ve çevresini manipüle eden, hayatındaki insanları (oğlunu, kocasını) kendi arzuları uğruna feda edebilen bir karakter. Onun sonu bir vazgeçiş değil, geride kalanları mahkûm etmek için seçilmiş sarsıcı bir finaldir. Öte yandan Levin; sorgulayan, emek veren ve gerçek huzuru "anlam" arayışında bulan biri olarak kitabın asıl kahramanıdır. Tolstoy, bize bir aşk masalı değil, karakterin kaderi nasıl belirlediğini anlatmış. Bu eser abartıldığı kadar romantik mi? Kesinlikle hayır. Ama insan ruhunun en karanlık dehlizlerini görmek için okunmaya değer mi? Kesinlikle evet.
Roman-Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,4bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
Hamza Yusuf’un bu eseri, İmam Mevlüd’ün insan psikolojisi ve ahlak üzerine kaleme aldığı manzum eserinin derinlikli bir şerhi niteliğindedir. Yazar, insan ruhunun derinliklerinde neşet eden soyut duyguları birer birer masaya yatırırken; özellikle bireyi manevi çöküşe sürükleyen 'kalbi hastalıkları' titizlikle analiz etmektedir. Eserin en güçlü yönü, sadece teşhis koymakla yetinmeyip, her duygunun tanımını yaptıktan sonra Kur’an ve sünnet eksenli tedavi yöntemlerini de sunmasıdır. Kitabı okurken vardığım temel sonuç şudur: İnsandaki tüm manevi huzursuzlukların kaynağı kalbi temiz tutamamak; yegâne reçetesi ise kalbi ilahi rızaya yaklaştırmaktır. Yazar, bu noktada 'zikir' kavramının üzerinde ehemmiyetle durmakta; dil ile başlayan zikrin zamanla kalbe sirayet ederek zihni ve bedeni kötü huylardan arındıracağını vurgulamaktadır. Bir diğer nokta; metin içerisinde yer verilen hadislerin kaynaklarının belirtilmemesi, ilmi derinlik arayan okurlar için bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca yazarın yer yer tekrara düşmesi bir kusur gibi algılanabilse de; bu durumun, tüm manevi dertlerin aynı kapıya (gaflete) çıkması ve tedavinin tek merkezde (zikirde) toplanmasından kaynaklandığı söylenebilir. Netice itibarıyla Kalbin Simyası; okuru kendi iç dünyasıyla yüzleştiren, farkındalık düzeyini artıran ve yer yer sarsıcı ikazlarla manevi bir uyanışa vesile olan kıymetli bir başucu eseridir.
Din
Kalbin SimyasıHamza Yusuf · Timaş Yayınları · 20191,747 okunma
Stefan Zweig ve İnsanın Trajedisi
Puan vermedi·74 syf.··
2025 17. kitabı
Stefan Zweig’ın Ay Işığı Sokağı kitabını kapattığımda, zihnimde tek bir cümle yankılandı: Aslında "Avare" hikayesi Zweig’ın kendi hayatıydı. 'umutsuzluk'. Okuduğum beş farklı öyküde (Ay Işığı Sokağı, Leporella, Nişan, Leman Gölü Kıyısında Olay, Avare); korkaklığın, amaçsızlığın, tedbirsizliğin,umutsuzluğun ve belirsizliğin insanı nasıl bir sona sürüklediğine tanık oldum. Zweig, bir ruh cerrahı gibi insanın içindeki o en karanlık dehlizlere giriyor ve bize şunu gösteriyor: İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel güç, bir amaca hizmet etme bilincidir. Biz buna akıl ve irade diyoruz. Doğadaki diğer varlıklar, sadece hayatta kalmak üzerine programlandıkları için amaçsızca varlıklarını sürdürebilirler. Ancak akıl ve iradeyle donatılmış olan insan, bir amaçtan yoksun kaldığında kendi sonunu kendi elleriyle hazırlar. Zweig’ın karakterleri, tıpkı yazarın kendi hayatı gibi, dış bir düşmana değil; kendi içlerindeki o devasa boşluğa yenik düştüler. Zweig da Brezilya’da o son mektubu yazarken, aslında o "avareleşmiş" ruhun belirsizliğine dayanamamıştı. Anladım ki; hayatta kalmak yetmiyor, bir "anlam" inşa etmek gerekiyor. İrade, aklın elinden kayıp duyguların ve belirsizliğin esiri olduğunda, zihnimizdeki o muazzam hazineye ulaşmak imkansız hale geliyor. Zweig bize karanlığı anlattı ki, biz kendi ışığımızı (amacımızı) daha sıkı tutalım.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,8bin okunma