·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Nisan 2018 17:44 Distopik eserler dendiğinde akla gelen en önemli yapıtlardan biri olan George Orwell'ın 1984 adlı kitabı, uzun zamandır merak ettiğim ve oldukça geç edinerek heyecanla okuduğum bir kitap oldu kendi adıma. Beklentilerimi kesin olarak karşılamakla beraber okurken, belki birçokları gibi, düşündüğüm pek çok nokta oldu. Hem yazıldığı dönem, hem de günümüzle bir kıyaslama yaptığımızda birçok farklılık olduğu gibi benzer kısımlar bulmak mümkündü. George Orwell biraz ağır bir dil kullanmış ancak ,denize ilk girildiğinde soğuk gelen su gibi, bir süre sonra alışıyorsunuz ve akıcılığı yavaş yavaş geliyor size. Ortam ve kişi betimlemeleri oldukça güzel ve anlatılanlar direkt gözünüzün önüne geliyor. Hayal ürünü olan bir dünyayı okura benimsetmek ve tablosunu çıkarttırmak kolay değildir, yazar bunu başarıyor işte. Kitabın hikayesine gelirsek; İngsos olarak kısaltılan bir İngiliz Sosyalizmi sistemiyle yönetilen Okyanusya'da yaşayan Winston Smith adında bir adamı okuyoruz. Winston, Gerçek Bakanlığı denen bir kurumun arşiv dairesinde çalışmaktadır ve görevi yazılı metinleri devletin sahibi Parti'nin isteği doğrultusunda değiştirip eskisini yok etmektir. Yani geçmişin değiştirilip bir yalan politikası oluşturulmasına yardım eder ancak bu hoşlandığı bir iş değildir, çünkü gerçekleri söyleyemiyor olmak sinir bozucudur. İş hayatı gibi sosyal hayat da hiç rahat değildir, her yerde düşünce suçlularını yakalayan polisler ve insanları sürekli gözetleyen tele-ekranlar vardır. Kısacası devlet nasıl isterse öyle yaşanılmak zorunda kalınan bir ortam ve herhangi bir karşı düşünce belirtisinde yakalanıp işkence görülen bir diktatörlük. Tam anlamıyla kabus gibi bir dünya; böyle kötü bir rüya görürsünüz her şey çok aptalcadır ama kendinizi inanmak zorunda hissedersiniz ya, işte öyle bir kitap 1984. Okurken böyle bir düzende yaşamak ister misiniz diye okuyanlara sorulsa büyük çoğunluğu hayır diyecektir, ancak yazılanları etüt ettiğimizde bazı olguların bazı yerlerde kısmen uygulanmaya çalışıldığını araştırarak bulabiliriz. Burada hiçbir şekilde kişinin ne istediği ve düşündüğü değil, tamamen Parti ne isterse o olmakta. Bir de Büyük Birader var kimsenin görmediği ama yaşadığına yürekten inandığı, onu sevmek zorundasınız en ufak bir kötü izlenimde işkencelere maruz kalınıyor. 1984 bir distopyada olabilecek her türlü karmaşıklığa, adaletsizliğe, korkuya ve zorbalığa sahip. Hatta çocuklar yanlış şeyler yapan bireyleri devlete ispiyonlayacak kadar gaddarlaşmış durumda. Anlatılacak daha çok şey var, konuşulacak binlerce şey bulmak zor değil. Bana göre zamanının ötesinde bir kitap olmasıyla birlikte sonu var mı yok mu belli olmayacak kadar bir distopya. Benim aklıma ilk Kuzey Kore geldi okurken, günümüzdeki en yakın devlet olabilir. Kitap içinde kitap okuduğumuz ve tarih anlatılan bölümler de güzel olmuş. Silah olarak kullanılabilecek bir kitap olduğunu söylesek yanlış olmaz bence.