Bazı kitaplar vardır, kütüphanenizin bir köşesinde sessizce beklerken aslında insanlık tarihinin nabzını tutar. İş Bankası’nın o kendine has dokusuyla elimize aldığımız bu incecik cilt, aslında tıbbın babası kabul edilen İstanköylü Hippokrates ın gözlemlerinden süzülen bir kadim bilgelik pınarı.
Kitabı okurken, Hasan Âli Yücel serisinin o güven veren çeviri kalitesiyle, kendinizi Antik Yunan’ın rüzgarlı kıyılarında bir şifacının yanında hissediyorsunuz.
Vita Brevis, Ars LongaAforizmalar o meşhur ve sarsıcı cümleyle açılır: Hayat kısa, sanat uzun; fırsat kaçıcı, deneyim aldatıcı, karar zordur.
Bu cümle sadece bir hekimin uyarısı değil, aslında varoluşumuza dair hüzünlü bir tespittir. Hippokrates burada sanat derken şifa verme sanatını kasteder. İnsanın öğrenmesi gereken o kadar çok şey, iyileştirmesi gereken o kadar çok yara vardır ki; bir ömür buna yetmeyecek kadar kısadır. Kitabı okurken bu satırın altını çizerken şunu hissediyorsunuz: Zamanın hızına yetişemiyoruz ama bu kısa hayata bir eser, bir iyilik sığdırma çabası bizi insan kılıyor.
Kitabın ilerleyen sayfalarında Hippokrates bizi modern dünyanın karmaşasından alıp doğanın kucağına bırakıyor. Şu alıntı, eserin ruhundaki o dingin ancak kararlı tavrı özetler:
Doğa, hastalıkların doktorudur.
Hippokrates bu aforizmasıyla bize durup dinlemeyi öğretiyor. İncelemede bu noktanın altını çizmek gerekir: Şifa dışarıdan enjekte edilen bir şeyden ziyade, bedenin ve doğanın kendi içindeki o mucizevi dengedir. Hippokrates hekimin görevini doğaya yardımcı olmak olarak tanımlarken, aslında kibrimizden arınmamız gerektiğini hatırlatıyor. Bedene saygı, hayata saygıdır.
Eserde sadece fiziksel hastalıklar değil, insanın ruh halinin bedenine yansımaları da sezilir. Duygusal bir perspektifle baktığımızda, Hippokrates ın binlerce yıl önce fark ettiği şu denge bugünün stresli insanı için ne kadar da taze:
Aşırı olan her şey doğaya aykırıdır.
Bu basit ama derin cümle, kitabın ana omurgasını oluşturuyor. Yemekte, uykuda, çalışmada ya da kederde... Aşırılığa kaçtığımızda ruhumuzun ve bedenimizin nasıl hırpalandığını o kadar duru anlatıyor ki; kitabı okurken kendi hayatınızdaki aşırılıkları sorgulamadan edemiyorsunuz.
İş Bankası Kültür Yayınları’nın bu baskısı, sadece tıp öğrencileri veya tarihçiler için değil; yaşamın ritmini anlamaya çalışan her ruh için bir rehber. Kitabı bitirip kapağını kapattığınızda, elinizde kalan sadece tıbbi tavsiyeler olmuyor. Elinizde kalan; insanın kırılganlığına duyulan büyük bir şefkat ve bu kırılganlığı iyileştirmeye adanmış onurlu bir çaba oluyor.
Hippokrates ın binlerce yıl önce bir parşömene düştüğü bu notlar, bugün Hasan Âli Yücel serisinin o asil beyaz kapakları arasında, bize hala aynı şeyi fısıldıyor:
Yaşamın kıymetini bil, doğaya kulak ver ve asla öğrenmekten vazgeçme.
⋆ ˚。⋆୨୧˚ TANRI TÜRK E YÂR OLSUN ˚୨୧⋆。˚ ⋆