Öncelikle şunu belirtmek isterim ki eserin çok hafif bir dili vardı. Çok rahat ve hızlı bir şekilde okuyabiliyorsunuz. Basit bir dil kullanmasına rağmen eser sizi adeta sürüklüyor. Konusu gereği ise dikkatimi ilk etapta çeken bir eser oldu. Yazarın okuduğum ilk eseriydi aynı zamanda. Feminist yazarın, 3 erkek ana karakteri çok iyi gözlemleyebildiğini düşünüyorum. (Bana "id"-"ego"-"süperego" hissiyatı verdi.) Biraz da "macera" romanı hissiyatı da verdi doğrusu. Oluşturulan Ütopya tahmin ettiğimden çok farklıydı ve ilgimi çekti. Daha önce denk gelmediğim başarılı sosyolojik tespitleri de öğrenmiş oldum. Fakat bir yandan da 20.yüzyılın "kadın" normları ile 21.yüzyılın "kadın" normları ve tanımlarını düşünme ihtiyacı da duydum. Günümüz "cinsiyet" ve "cinsel kimlik" kavramları arasında bu romanın biraz eksik kaldığını düşünüyorum. Sizler bu romanı okudunuz mu fikirleriniz ne merak ediyorum?
Dipçe: Sanırım 2025 yılında okuduğum son eser oldu bu roman. Ayrıca bu yıl en az kitap okuduğum yıl oldu. Biraz üzgünüm ama moralim ve motivasyonum asla düşük değil. Bu yıl yaptığım hataların farkındayım. Evet eğitim dolu bir yıldı, biraz programım yoğundu ama asla bu bahane olarak kabul edilemez. Çünkü "oyun oynamaya" vakit buldum. Seneye daha iyi bir şekilde buralarda olabilmek dileğiyle mutlu yıllar herkese <3