Askerde okumuş olmama rağmen, üzerimde bıraktığı keyifli ve olumlu etkiyi hâlâ hatırlıyorum. Kraliçenin Soytarısı, Tudor hanedanı döneminde, I. Mary'nin tahta çıkışından saltanatının sonuna kadar olan dönemi kapsıyor. İspanyol Engizisyonu'ndan kaçan Yahudi bir matbaacının kızı Hannah'nın gözünden İngiliz sarayının kaderini takip ediyoruz. Kraliyet entrikalarına karışan Hannah'nın hayatı, sadece kendi hayatta kalmasıyla değil, sevdiklerinin hayatıyla da ilgili hale geliyor. Yazarın amacı, VIII. Henry'nin haleflerinin saltanatı ve ardından gelen dini zulüm dönemindeki İngiltere'yi tasvir etmek. İngiliz sarayını kötülük, vahşet ve acılarla dolu bir yer olarak tasvir ediyor. Dönemin tasvirleri ve hükümdarın inançlarına bağlı olarak hızla gerçekleşen dini değişimler etkileyici anlatılmış. Karanlık ve kanlı entrikalara rağmen, aşk da mevcut. Ayrıca, güçlü kişiliği ve sıra dışı yetiştirilme tarzıyla zor bir kader yaşayan ve çağdaş dünyada yerini bulmaya ve kimliğini tanımlamaya çalışan Hanna'nın öyküsünü de beğendim. Philippa Gregory okuduğum ilk kitabıydı ve karakterlerin maceralarını büyük bir dikkatle takip ettim. Romantizmi ve tarihi ustaca harmanlayan yazarlara bayılıyorum. Detaylara ve tarihsel bağlama verdiği önem, 600 sayfalık oldukça kalın bir romanı gerçek bir okuma zevki haline getiriyor. Kendimi yine İngiliz entrikaları dünyasında bulmak için yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Neyse, kitabı tavsiye ederim.
#218435638