Gastronomi Şövalyesi / Emre Turan
Yayınevi: Fihrist Kitap
Gastronomi Şövalyesi eseri,mutfak sanatının inceliğini,saray yaşamının ihtişamını ve dövüş disiplininin sertliğini ustalıkla harmanlayarak okuru derin bir ahlaki sorgulamanın içine çekiyor. Gastronomi Şövalyesi yani Uzman Ray, arenada rakibi Kemik’le zorlu bir mücadele verirken,zihninin bir köşesi bu dövüşten kopar ve bakışları,müsabakayı izleyen obur kralın iştahla tükettiği şeftalili tarta dikkat kesilir.Açlık ve kıtlıkla boğuşan halkın varlığına rağmen kralın bu nadide lezzeti hoyratça,adeta yağmalarcasına tüketmesi,yazarın yalnızca bir yiyecek tasviri yapmadığını bizlere hissettiriyor.(Bir çok eleştiri olarak okur değerlendirebilir)
Kralın ani ölümüyle tahta geçen veliaht, babasının aksine halkı bu dar boğazdan kurtarma niyeti taşır.Yardım istemek için bereketli topraklara sahip komşu Ladaga’dan umutla dönmek üzere çıkılan yolculuğun dönüşünde Ray ve yeni kralı, ölümün soğuk nefesinin sinmiş olduğu sokaklar ve neredeyse cansız bir krallık karşılar. Ray’in çocukluğundan beri içinde taşıdığı kayıp kız kardeşi Tijen’le yollarının yıllar sonra (bereketli topraklara gitmeden önce) kesişmesi,küllenmiş aile hesaplaşmalarını yeniden alevlendirmişti ancak bu kavuşma da uzun sürmeden açlığın sonucuna bağlı gelen ölüme teslimiyetle birlikte geriye Uzman Ray’in kalbinde derin bir acı olarak yer alır…
Tüm bu karanlık atmosferin ortasında Ray ile yaveri Kekik’in tarifler üzerine kurduğu diyaloglar,hikâyeye nefes aldıran umutlu ve sıcak anlar sunan kısımlar oluyor.Tozlu kütüphane raflarında bulunan eski bir tarif defterine düşülen not ise bu hikayenin düğüm noktasını oluşturur. Saray aşçısı bir babanın mirasıyla yoğrulmuş olan Ray,arenada genzini yakan o şeftalili tartın kokusunu zihninde yeniden canlandırdığında,kralın ölümüne dair gizemi çözer ama yiyeceklerin serüveni üzerine olan bilgeliğinden de şüpheye düşer...
Ray’in Kekik’le birlikte çıktığı bu yolculuk, bizlere yemeğin yalnızca bir beslenme aracı olmadığını aksine yaşanmışlıkların, sırların ve insanın kendi özüyle hesaplaşmasının bir aynası hâline gelebildiğini gösteriyor.
Anlayacağımız “Gastronomi Şövalyesi”yalnızca duyularımıza hitap eden teknik bir anlatı olmaktan ziyade,insan ruhunun labirentlerinde dolaşan,felsefi yönü güçlü bir eser.Kitabın mesleki bir anlatıma sahip olduğunu düşünürken beni böylesine derin ve edebi bir anlatının içine sürükleyeceğini hiç düşünmemiştim ve bu da benim için yazarın kalemine hayranlık uyandıran gerçek bir sürpriz oldu. Enfesti
Okuyun,okutturun dostlar.Tavsiyemdir.