Gönderi

Dışlayıcı, ırkçı Arap Milliyetçiliği
Kabile düzeni biçiminde bir toplum düzeni olarak karşımıza çıkan Araplar, diğer uluslar­la dost ya da müttefik olmak bir yana kendi içlerinde bile bir menfaat ve çıkar çalışması temelinde ilişkilerini sürdürmüş­lerdir. Dolayısıyla Araplarda vuku bulan ve Emeviler' de de en yüksek düzeyde karşımıza çıkan, kabile dışındakini dışlama / öteleme / düşmanlaşhrma politikası yeni değildir. Bu nedenle de, Mevaliye yani arap olmayan Müslümanlara yönelik dış­layıcı politikalar, çok daha öncesine uzanmaktadır. İslamiyet ile birlikte zaten "Müslüman olanın makbul olanı ya da üstün olanı Araptır" biçiminde dinsel ve siyasi yorumlar belirmeye başlamıştır çoktan. Wellhausen bu durumu şöyle açıklamakta­dır: "İslam'ın Araplık ile bir tutulması o kadar ileri gidiyordu ki, kimse bir Arap soyuna dahil olmadan veya böyle bir soya katılmadan Müslüman olamıyordu." (Wellhausen,11:1963) Örneğin ganimetlerle, devlet gelirlerinden neden Mevaliye, Araplara verildiğinden az pay verildiği sorusuna İkinci Halife Ömer şu cevabı vermiştir: "Fatihler bu toprakların asli sahipleridir; onlar bu toprakları bileklerinin gücüyle kazanmışlardır. Dolayısıyla onların alacağı pay, ikin­cil unsur olan Mevali' den daha fazla olacaktır." Daha önce de belirtiğimiz üzere Ömer'in bu politik tutumu açıkça milliyetçi bir politikadır eğer öyle olmasa idi, zaten başlı başına 'vaka' olan ganimet dağıtımını O'da en azından Halife Ali ve Ömer b .Abdülaziz gibi ayrım gözetmeksizin herkese eşit dağıtırdı. Yine Halife Ömer iktidara geldiğinde, eskiden İslamdan dö­nen tüm Arap köleleri azad edip serbest bırakmış ve daha önce de aktardığımız üzere meşhur 'Arap Köleleştirilemez' sözünü sarf ederek milliyetçi tutumunu açıkça ortaya çıkarmıştır. (Öz­türk, 85:2009) Arap olmayı bu derecede öne çıkaran ve diğer ulusların köle olabileceğini ima eden bu söz haliyle milliyetçi ve Arapları yücelten bir zeminde kendine yer bulabilecektir.
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.