Freud’un şu sözünü duyduğumda edebiyat konusundaki ilgisizliğim ve eksikliğimden rahatsız olmuştum: “Ben hangi yoldan geçtiysem orada bir şairin izine rastladım.”
Bu yüzden bu sene on edebiyat kitabı okumak niyetindeyim. Edebiyatın inceliklerinde insanı derin ve anlamlı düşüncelere sürükleyen bir tadın olduğunu biliyorum. Tabii ki felsefe ve psikolojiyle flörtleşen yazarlardan olmalı, acıta acıta duyguları tırmalayıp kanatanlardan değil. Kafka nın dediği gibi içimdeki buzlara balta vuracak etkiyi arıyorum. Aynı zamanda zihnimde altın vuruşlar yapan okuduğum beş kitabı tekrar okumayı hedefliyorum. Çünkü Schopenhauer’a katılıyorum:
“Okuduğunuz kitapları kısa bir süre sonra yeniden okumalısınız çünkü bu arada siz değişmiş olursunuz ve kitap size artık başka bir ışıkta görünür.”
Niyetimi yazdığımda ve birilerini şahit ettiğimde gerçekleşme ihtimali yükseliyor. Çünkü yazı düşünceyi dışsallaştırarak netlik kazandırıyor. Zihin somut komutlarla daha iyi çalışıyor.
Keyifli, nitelikli ve bilgiyi atomlarına parçalayıp zihnime aldığım, dönüştüren okumalar bana :)