Gregoryan Takvimi ile yeni bir seneye, 2026'ya, girerken ilk okuduğum kitap Ömer Seyfettin'in Pembe İncili Kaftan'ı oldu. Kitap içerisinde birkaç hikaye var. Kısa kısa değerlendirmek istiyorum.
Evvela şunu belirtmeliyim ki kitabı okurken Türk damarınız kabaracak, iftihar edeceksiniz. Ömer Seyfettin'in milliyetçi, daha ziyade Türkçü üslubu cereyan etmiş hikayelerde.
Bizim memleketimizde Ömer Seyfettin hep çocuk hikayecisi olarak bilinir ki bu çok yanlıştır. Ömer Seyfettin her neslin okuması gereken bir edibimizdir. Kitapta iyi bir editoryal emek vardı, onu da belirteyim. Dili de zengin, biraz lisanda hakimiyet gerektiyor.
Pembe İncili Kaftan'da Şah İsmail'e -argo deyimle- racon kesen bir elçiyi anlatıyor. Sadrazam zalim Şah İsmail'e karşı durabilecek bir adam arıyor. Karakterimiz ise kimseye eyvallahı olmayan, münzevi ve cesur bir kişi. Elçilik yapıp Şah İsmail'e posta koyuyor.
Kızılelma Neresi isimli hikayede Muhteşem Süleyman cenk kararı alıyor. Ordu ve halk "Kızılelma" diyerek naralar atıyor. Padişah da ulema ve divana "Kızılelma" ne demek diye soruyor. Türk milliyetçiliğinden bir motif içeren öyküydü.
Büyücü'de ise Selahaddin Eyyübî devrinde bir âlim sayesinde Akka Kalesi'nin kurtulması ele alınmış. Piç'te Türk hüviyetinden nefret eden bir adamın öyküsü var. Bir Temiz Havlu Uğruna ise görücü usulü izdivaçı yeriyor. Terakki öyküsü ile Elma öyküsü kısa ve mizah içeren öyküler. Genel olarak ilk dört hikaye en sevdiklerimdi. Tarihi figürleri kendi dili ve üslubu ile sentezlemiş Ömer Seyfettin.
Edebi zevk almak istiyorsanız, hele de Türk kimliğiniz ile gururlanacaksanız Türk hikayeciliğinin belki de en önemli kalemi Ömer Seyfettin'den bu öyküleri okuyun.