Harika bir yazı olmuş, öncelikle emeğin için tebrik ve teşekkürlerimi iletmek isterim. Okurken oldukça keyif aldım. Şimdi naçizane kendi düşüncelerimle yazına katkıda bulunmak ve fikirlerimi seninle de paylaşmak isterim.
Yazarların yahut yazar adaylarının kendilerini ve kitaplarını tanıtmak için sosyal medyayı kullanması bana da oldukça normal bir çıkış yolu olarak geliyor. Zira cüratkârca olacak ama benim de niyetim o şekilde. Zira daha önce yazdığım eserimi bir yayınevine gönderdiğimde çok kısa süre içinde reddedildim. Reddedilme sebebim ise sosyal medyamın olmayışı ve bu yüzden kitabımı pazarlayamayacaklarını söylemeleriydi. Biz bunu seçmiyoruz, buna itiliyoruz ne yazık ki.
Reddedilmemin bir diğer komik sebebini de şu şekilde ifade edeyim, arkadaşlar ben yazdığım ve yazacağım eserlerde c*nsellik, öpüşme sahneleri yazmıyorum. Tercih etmiyorum. amacım ana hikayeye odaklanmak ve aşkı geri planda gerektiği kadar yaşatmak. Ve altı dolu eserlerle her yaştan okurun okuyabileceği eserler ortaya koymak. Kitabımda bu tarz ilgi çekici(!) unsurlar bulunmadığından ötürü reddedildi kitabım. Daha fazlasını söylememe gerek yok Rumeysa sen zaten çok güzel anlatmışsın. Ben sadece yaşayan bir örneği olarak kendimi anlatmak istedim.
İçerikler... Bu kanayan yaramız. Çevremdeki arkadaşlarıma bile bazen kitabımı, evrenini, içerdiği mesajı anlatmaya çalışıyorum ama sordukları ilk sorular bu "tag"ler dediğimiz kalıplara indirgenmiş sınıflandırmalar oluyor. "Enemies to Lovers var mı? Kaç kiss sahnesi var? Fakir kız zengin oğlan mı? Konusunu boşver, aşk var mı aşk?" şeklinde üzerinde yıllardır çalıştığım evrenimi çöp gibi kenara savurup anlık sahnelerin derdine düşüyorlar. Gerçekten yıldım bu durumdan.
Her ne kadar +18 sahneler yazmıyor olsam da, bazı hikayelerimde ve karakterlerimde değindiğim hassas konular oluyor mesela, fakat hiçbir zaman bunları güzellemek gibi iğrenç bir hataya düşmedim. Aksine, okuyan herkesin "Yanlış olan bu. Demek ki bundan ve bunu yapandan uzak durmalıyım." bilincine erişebilecek şekillerde değinmeye özen gösteririm. Fakat ne zaman elime bir kitap alsam ve bu yabancı yerli fark etmez, şiddet güzelleniyor. Neden? Yapan kişi kaslı aykırı sevdiği kıza köpeğinden de aşağı davranan hayvan kadar yakışıklı zengin errrkek karakter... Biz görmekten bıktık Allah aşkına siz yazmaktan ve basmaktan bıkmadınız.
Sadece popüler olan kitapların üzerine yoğunlaşılıp cevher niteliğindeki kitapların unutulup gitmesi... Bu hakikaten canımı en çok yakan şeylerden birisi. Gerçi hak etmediği kadar popülerleşen kitapları da yine booktok/bookstagram/booktube ünlü ediyor ya neyse. Bunun önüne ancak bilinçli okurlar ve bilinçli yazarlar olarak biz geçebiliriz. Umarım bu sektör zamanla para için değil, gerçekten edebiyat ve sanat için gelişir, büyür.
Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim.