"Çürük Sektör" ama sadece çürük kısmı kaldı
Bu notları uzun süredir tutuyorum, aslında aklımda yt videosu yapmak vardı bunlarla ama buradaki kitlem daha fazla ve beni daha iyi tanıyorlar. Ayrıca bu konuyla ilgili konuşmaya çalışırken çok sövüyorum ehe. Ve her türlü yazarak kendimi daha iyi anlatıyorum. O yüzden bu fikri iletiye çeviriyorum ve yt kanalını daha genel şeylere bırakıyorum, en azından şimdilik. İleti iki parçadan oluşacaktır. İlk parça kendi içinde dört maddeye ayrılıyor, ikinci parça ise üçe. Uzun bir ileti olacağı için elimden geldiğince böldüm ki ara verebilin. Çayınızı, kahvenizi, suyunuzu alın başlayalım. 1)Kitap sektöründen (yazarlar, yayınevleri, bookstagramlar vb.) neden şikayetçiyiz? Herkes bir şeylerden şikayetçi ama sorunlara bir çözüm bulmadan önce tam olarak nelerden şikayetçi olduğumuzun da farkında olmak gerek. Çok fazla sorun var ve bunlara en genele indirdiğimde şu sonuçlara vardım: Kitap Pazarlama İçerikleri: Yayıncılık kocaman bir sektör. İşin ucunda ister para olsun ister bir yazarın sesini duyurma çabası ister başka bir sebep. Amaca varmak için tanıtım ve reklam şarttır. Birçok yazarın sosyal medyayı kullanarak kendini tanıtmaya çalıştığı bir devirdeyiz ve ben bunda bir sorun görmüyorum, bazı insanlar, falanca kişi hesabını sadece bunun için kullanıyor, diyerek biraz şikayetçi olsa da yazarların şu an reklam yapmasının en rahat yolunun bu olduğunu düşünüyor ve yargılamamayı tercih ediyorum. Çünkü Instagram’a veya Tiktok’a atılan on saniyelik bir video saatlerce uğraştığınız bir incelemeden çok daha fazla okur kazandırıyor. Ama sektörün her yerinde olduğu gibi burada da devasa bir çürümeyle karşılaşıyoruz. Kitaptan bir alıntı (tercihen erkek karakterin hırlayarak bana aitsin dediği bir alıntıyı) üstte koyup arkada dans edenler, ilgi çeksin diye kitaplardan saçma sapan sahneler koyup iki fotoğrafla kitabı anlatanlar, hepsinden kötüsü kitapları erkek karakterlerin bedeniyle, kas sayısıyla pazarlayıp “Biz bu kitabı konusu için okumuyor muyuz?” sorusunu akıllara getirenler. Reklamın iyisi kötüsü yoktur tamam da karakterin özel gücü erkek karakterin zamazingosunu büyütmek diye bir tanıtım videosu da hazırlamazsın be adam. Aynı zamanda bu tanıtım videoları kitapları tropelara (klişelere) indirgeyerek özgünlüğün de kaybolmasına neden oluyor. Çünkü okurların ilgisini çeken şey konu olmayı bırakıp klişeler ve temalar oldukça özgünlük kayboluyor. “İnanılmaz bir evreni ve olay örgüsü var. Tüm duyguları detaylıca işliyor, sanki kitabın içindesin. Karakterler çok güzel işlenmiş, acıları, yaşadıkları, sevgileri… Sanki-“ “Enemies to lovers mı?” “Ne?” “Yalnız asker kurgusu değilse ben okumam boşa dil dökme.” Tekdüzeleşme, anlatabiliyor muyum? Yüzlerce yazar, binlerce kitap ama ortada kaç tane özgün kurgu var? Bookstagramların ve yazarların bu reklam tercihlerini geçtik kurumsal olan yayınevleri ne iş? Bir yayınevi neden yapay zekaya kaslı erkek çizdirip kitap tanıtımı yapar? Seçtiğin labubuya göre hangi kitabımızı okumalısın sorusu ticari zekâ mı sektördeki ciddiyet kaybının bir göstergesi mi? Dalga geçtiğim belli oluyordur umarım. Pazarlanan Kitapların İçeriği: Haddini bilmeyen bookstagramlar kendilerine gönderilen kitapları belki bu yanlış tanıtımla tamamen yanlış tanıtıp kaliteli kurguları rezil edebilir. Ama tanıtılan kitapların kalite oranı da giderek düşüyor gibi. Az önce dediğim gibi içerik arttıkça özgünlük kaybı da artıyor. İnternette tanıtımını gördüğünüz bir kitabı yüzde 90 olasılıkla sevmeyeceksiniz. Çünkü; *İçerik özgün değil. *Konu her zaman özgün olmak zorunda değildir ama olay örgüsünde ve karakter işleyişinde ilgi çeken bir şey yok. *Karakter yok, tip var. Ama bunlar sosyal bir mesaj veren tipler değil üşengeç yazarların kuklaları olarak karşımıza çıkıyorlar. *Yine karakterlerin sadece fiziksel özellikleriyle ve güzellikleriyle tanıtımı. Eskiden sadece kadının metalaştırılması derdik ama artık iki cinsiyetin de objeleştirilmesinden bahsediyoruz. Küçük kızları çekmek için erkek karakterlerin objeleştirilmesini de romantize etmeyi bırakmalıyız sanki? *Ağır, sayfalar süren ağır cinsellik, smut ve pornografik sahneler. Edebiyat özgürlüktür de cinsel organ mı betimlemen lazım sümsük beyinli. Arttırılabilir. Fiyatlar: 5 yıl önce 30 40 liraya kitap alıyorduk. 2 yıl önce 200 250 liraya. Şimdi? Bir kitaba 500 600 lira vermeniz normal değil arkadaşlar. Bu konuyu da şöyle detaylıca anlatalım: Öncelikle fiyatlardan uzunca bahsetmeye gerek yok, hepimiz ekonominin ve paraya doymayan yayınevlerinin farkındayız. Sadece bu konuda komik bulduğum şeylerden bahsetmek istiyorum. İlki bir yazar kitabını uygun fiyata çıkardığı zaman takdir edilmesi ama pahalıya çıkardığı zaman “Yazarların suçu yok, yayınevi politikası” denmesi? Yayınevlerinin arka planında gerçekten çok fazla şey dönüyor. Yazarları suçladığımız şeylerin bir kısmı gerçekten yayınevlerinden kaynaklı (ai kapaklar, editör eksikliği vb.). Her ne olursa olsun üstte verdiğim örneğin iki taraflı uygulanması gerekmiyor mu? Bahsetmek istediğim yazar Beyza Aksoy her şeyden önce. Kitapları ne kadar pahalı olursa olsun satılıyor ve okurları da yayınevi politikası diyerek ses çıkarmıyor. Her zaman pahalı bir yazardı kendisi, tamamen yayınevi politikası değildir belki de? Ya da belki de kitap çaldığı bu kadar belliyken onu hâlâ savunup kitaplarını almaya devam eden okurları için bir enayi pazarı kurmuşlardır, kim bilir? Diğer bir örneğim, Dördüncü Kanat . Bu kitap ilk çıktığında zamanına göre aşırı pahalıydı ve ben şok olmuştum. Ancak yayınevi gönderisinin altındaki yorumlara baktığımda herkesin fiyatı uygun bulduğunu gördüm. 500 mü 600 TL mi ne? Herkes mi zengin abi diye düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. Bir de işi abartıp yayınevi çalışanı gibi davrananlar var “Bu yan baskı, bu iç cilt… Türkiye’de bunu başka bir yayınevi yapamazdı! Fiyat gayet yerinde!” Ee tabi yayınevi kim bilir kaç kişini yorumunu sildi. Ve buradan, bu ikinci parça boyunca bahsedeceğimiz iki temel kelimeye ulaşıyoruz: Normalleştirme ve İkiyüzlülük. 2)Yayınevleri neden inatla smut ve dark romance basıyor? Bunu uzatmaya bile gerek yok çünkü açıklaması çok basit. Öncelikle, yayınevlerine etik kurumlarmış gibi bakmayı çok uzun zaman önce bıraktım ve size de tavsiye ederim. Bu insanlar ne istiyor? Para. Para nereden geliyor? En çok satandan. Peki en çok satan “tür”? Okuru uzaklaştırması gereken “Yetişkin okurlar içindir.” uyarısının artık 11 12 yaşlarındaki çocukların bile daha çok ilgisini çekmesine neden olduğunu görüyoruz. Bookstagramlar kitap tanıtırken arka kapakları değil tetikleyici unsurları okuyup bunları komedi gibi anlatıyorlar. Hatta bazı okurlar iki sayfalık tetikleyici unsurlara sahip kitapları okumaktan gurur duyuyorlar. Yani o çok suçladığınız yayınevlerini bu kadar yargılamayın. Onlar sadece size hizmet ediyorlar. 3)Yazarlar neden smut ve dark romance yazıyor? Aslında bunun cevabı 2. sorunun cevabıyla tamamen aynı. Ee tabii bu akıllara şu soruyu getirmiyor değil, yayınevi kâr amacı güdüyor hadi tamam da, bir insanı bir kurumla karşılaştırmak? Ben genelleme yapmayı seven biri değilim ama okuduğum, incelediğim ve dinlediğim kadarıyla yazarların çoğunun bu işi gerçekten kalbinden gelerek yaptığını düşünmüyorum. Bir kitap teknik açıdan başarısız olabilir, bu sağlıklı ve tarafsız eleştiriler dikkate alınırsa düzeltilebilir, geliştirilebilir. Ama yazarların kendi cümleleriyle konuşuyorum şimdi; hayallerini, en derin acılarını, hislerini paylaştığını veya büyük mesajlar vermeye çalıştığını söyleyen biri: *Yazdıklarına emek vermez mi? Araştırma yapmaz mı? *Sorunlu durumları neden romantize eder ki? (Psikolojik bozukluğu da yok hiçbirinin görünürde, kadın cinayeti olduğunda paylaşım yapıp kitaplarında taciz sahnelerini romantize etmeyi bilen birinin kafa yapısını nasıl açıklarsanız artık.) *Kitabını ikinci kere okumaya zahmet bile etmeden yayınevine gönderip, bastırma telaşına düşer mi? Eğer dedikleri nedenlerle yazıyorlarsa neden bu kadar acele ediyorlar? Arttırılabilir ama özetle artık yazarların da okurlara hizmet ettiği ve para için bu işi yaptığını düşünüyorum. Genelleme yok, herkes bahsettiğim kesimi anlamıştır zaten. Yazarlar okurun isteklerini bilmeden yazabilmeli. Bu popüler diye değil, bunu yazmam gerek motto cümle olmamalı mı? 4)Bookstagramlar neden sadece popüler kitapları okuyor? Bu soruyu duymaktan da bıktım. Prim ve içerik üreticiliği. Öncelikle bütün bu kitap sayfalarının bir yerde içerik üreticisi olduğunu kabullenmemiz gerekiyor. Nasıl ki ürün tanıtan influencerlar size yalan söyleyebiliyorsa, kitap sektörünün içerik üreticilerinin de aynı şeyi yapabileceğini bilmeniz gerekiyor. Elbette bu işi hobi için yapan kaliteli hesaplar da var, onları bulduysanız ne mutlu. Soruya bir cevap daha verecek olursak etkileşimin popüler kitaplara gitmesi ve bizim buradaki ikiyüzlülüğümüz. Geçen bir incelememin altında da bu durumdan şikâyet ettim. Herkes bilinmeyen, popüler olmayan kitapların da tanıtılmasını istiyor. Sadece gömme incelemelerinin etkileşim kazandığından dert yanıyor ama iş o içerik üreticisi farklı bir şeyler denediğinde ona destek olmak olunca bütün bu ekip, şikâyet edenler ortadan kayboluyor. Ben prim için yazmıyorum, dolayısıyla etkileşimlerin az veya çok olmasından pek rahatsız olmuyorum ama gözlemliyorum ve ben şunu biliyorum. Beğendiğim ve bilinmeyen bir kitaba aşırı özenerek hazırladığım bir inceleme en fazla 50 beğeni alırken, beğenmediğim ve aşırı popüler bir kitaba hazırladığım sıradan bir inceleme yüzlerce beğeniye ulaşabilir. Yani, sektörde suçlanacak çok fazla kişi var ama biraz kendimizden haberdar olmamız da önemli. İlk parça bu şekildeydi, yeterince uzun olduğu için ikinci parçayı ayrı olarak hazırlamak istiyorum. Orada dark romance türünden, belli kişilere yaptığım eleştirilerden ve boykottan konuşacağız. Şimdilik bu kadar ve okuduğunuz için teşekkürler.
··
18bin Gösterim
21 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitaplarla büyüdüklerini, kitapların fikirlerine karakterlerine, konuşmalarına, tavırlarına dahi etki ettiğini söyledikten sonra aman canım kitap bu diyip geçiştirmeleri, bunun sakıncalı olduğunun farkındayız o farkındalıkla okuyoruz (etkilenmiyoruz diyorlar yani) bir şeyin farkında olmak, etkilenmemek, yanlış olduğunu bilmek okuma ve bastırılmasını meşrulaştırıyor mu? Şöyle düşünün eve bir hırsız girdiğini görüyorum farkındayım ama bişi yapmıyorum sonra gidip bu ortamda şöyle bir şey oldu ama bu yanlış yanlış olduğunun farkındayım normalleşmemeli diyorum. Ama boşa diyorum ne anlamı var değil mi? Gerçi somut yoksa okumam diyen,yazara tapan kitleye ne anlatacaksın ki
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
Sektör şuna döndü cidden, dediklerini 2. parçada bahsetmeyi düşünüyorum ama dediğim gibi her o iki kelimeye, normalleştirmeye ve ikiyüzlülüğe varıyor
Harika bir yazı olmuş, öncelikle emeğin için tebrik ve teşekkürlerimi iletmek isterim. Okurken oldukça keyif aldım. Şimdi naçizane kendi düşüncelerimle yazına katkıda bulunmak ve fikirlerimi seninle de paylaşmak isterim. Yazarların yahut yazar adaylarının kendilerini ve kitaplarını tanıtmak için sosyal medyayı kullanması bana da oldukça normal bir çıkış yolu olarak geliyor. Zira cüratkârca olacak ama benim de niyetim o şekilde. Zira daha önce yazdığım eserimi bir yayınevine gönderdiğimde çok kısa süre içinde reddedildim. Reddedilme sebebim ise sosyal medyamın olmayışı ve bu yüzden kitabımı pazarlayamayacaklarını söylemeleriydi. Biz bunu seçmiyoruz, buna itiliyoruz ne yazık ki. Reddedilmemin bir diğer komik sebebini de şu şekilde ifade edeyim, arkadaşlar ben yazdığım ve yazacağım eserlerde c*nsellik, öpüşme sahneleri yazmıyorum. Tercih etmiyorum. amacım ana hikayeye odaklanmak ve aşkı geri planda gerektiği kadar yaşatmak. Ve altı dolu eserlerle her yaştan okurun okuyabileceği eserler ortaya koymak. Kitabımda bu tarz ilgi çekici(!) unsurlar bulunmadığından ötürü reddedildi kitabım. Daha fazlasını söylememe gerek yok Rumeysa sen zaten çok güzel anlatmışsın. Ben sadece yaşayan bir örneği olarak kendimi anlatmak istedim. İçerikler... Bu kanayan yaramız. Çevremdeki arkadaşlarıma bile bazen kitabımı, evrenini, içerdiği mesajı anlatmaya çalışıyorum ama sordukları ilk sorular bu "tag"ler dediğimiz kalıplara indirgenmiş sınıflandırmalar oluyor. "Enemies to Lovers var mı? Kaç kiss sahnesi var? Fakir kız zengin oğlan mı? Konusunu boşver, aşk var mı aşk?" şeklinde üzerinde yıllardır çalıştığım evrenimi çöp gibi kenara savurup anlık sahnelerin derdine düşüyorlar. Gerçekten yıldım bu durumdan. Her ne kadar +18 sahneler yazmıyor olsam da, bazı hikayelerimde ve karakterlerimde değindiğim hassas konular oluyor mesela, fakat hiçbir zaman bunları güzellemek gibi iğrenç bir hataya düşmedim. Aksine, okuyan herkesin "Yanlış olan bu. Demek ki bundan ve bunu yapandan uzak durmalıyım." bilincine erişebilecek şekillerde değinmeye özen gösteririm. Fakat ne zaman elime bir kitap alsam ve bu yabancı yerli fark etmez, şiddet güzelleniyor. Neden? Yapan kişi kaslı aykırı sevdiği kıza köpeğinden de aşağı davranan hayvan kadar yakışıklı zengin errrkek karakter... Biz görmekten bıktık Allah aşkına siz yazmaktan ve basmaktan bıkmadınız. Sadece popüler olan kitapların üzerine yoğunlaşılıp cevher niteliğindeki kitapların unutulup gitmesi... Bu hakikaten canımı en çok yakan şeylerden birisi. Gerçi hak etmediği kadar popülerleşen kitapları da yine booktok/bookstagram/booktube ünlü ediyor ya neyse. Bunun önüne ancak bilinçli okurlar ve bilinçli yazarlar olarak biz geçebiliriz. Umarım bu sektör zamanla para için değil, gerçekten edebiyat ve sanat için gelişir, büyür. Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim.
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
ŞAKA MI YAPIYORSUN yani cidden bunu doğrudan sana söyleyerek reddedebilmeleri... çok rezalet ve yayınevi adına utanç verici. Bu bir moda ve her moda akımı gibi bundan da kurtulacağız umarım. O zaman ne basacaklar acaba? Gerçekten bu sektörün düzelmesini o kadar istiyorum ki. İnşallah sen ve senin gibi değerli yazarlara da şans verilmeye başlarlar ve edebiyatımızın bir nebze de olsa düzelir, durumumuz çok vahim. Her şeyden önce ben bu uzun iletileri dayanıp okuduğun için teşekkür ederim 🫂💙
O kadar haklısın ki yazdıklarını okurken hiç üşenmedim. Keşke gerçekten bu işin içinde olan ve bir şeyleri değiştirme becerisine ciddi ciddi sahip olan biri senin gibi çıkıp şöyle bir kınama yapabilse. Ama nerdeee
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
biraz zor açıkçası ama umut etmeye devam edelim, teşekkürler ayrıca
seçtiğin labubuya göre hangi kitabı okumalısın kısmına patladım LDHKDHHDKDHSKA çok çok haklısın yine. yetişkin okurlar içindir kısmı için bir şey demek istiyorum. ebeveynlerin de daha bilinçli olması gerekiyor. çoğu "ay çocuğum okuyor yeter ki okusun" kafasında ama çocuklarının zihninin nelerle çürütüldüğünün farkında bile değiller. yazarların da kitlesine göre yazması gerekiyor elbet ama bilinçsiz ebeveynler oldukça ne yazık ki çocukların çoğu da yetişkin okurlar içindir uyarısını karalayıp "benim yaşım mevsimler gibidir 🤭" havasında. çocukluğunu yaşayamamış onlarca çocuğa üzülüyorum ben. yazarlar da buna göre hareket etse de iki kuruş parayı dert etmese keşke 🫤
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
Öğrencilerinin dark romance kitaplarına el koyan öğretmenler var o kadar takdir ediyorum ki. Erken olgunlaşma bu kitaplarla olmuyor, olgunlaşmayı çürütüyorlar aksine ve bir çocuğun çocuk kitabı okumaktan utanıp bunları okuması...
BU VİDEO ATMAMAK İCİN KURULMUS HAİN BİR PLAN OLABİLİR Mİ? Şu an okumaya üşendim kaydettim hatirlat
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
Ezel Baggins madafaka
Reklam
Rümeysa BALÇIN
Gönderi Sahibi
Bu akşam ikinci kısmı atmaya çalışacağım bir aksilik olmazsa