Hikmet Hükümenoğlu kaleminden okuduğum 2. kitap. Kitabı elinize alır almaz "ne okuyacağım ?" sorusu varsa aklınızda kapağı açıp ilk sayfada sizi bekleyen bu alıntıya kulak verin derim.
"O âna dek bize bir harikalar harikası gibi görünen imparatorluğun, 'son'suz ve 'biçim'siz bir yıkıntı olduğunu, çürümüşlüğünün asamızın kurtaramayacağı kadar kangrenleştiğini, düşman krallara karşı kazanılmış zaferlerin bizi onların ağır, uzun yıkımlarının mirasçısı kıldığını keşfettiğimiz bir umarsızlık ânıdır bu. "
oysa başka bir kalem ve başka bir yazarın alıntısıydı bu başlangıç "Italo Calvino & Görünmez Kentler" ancak "Hikmet Hükümenoğlu & körburun" söyleyecekleri de farksız.
İstanbul'un hiç gitmediğiniz görmedğiniz bir adası olduğunu düşünün adı da "körburun" olan çünkü Hikmet Hükümenoğlu yine kurgusal olan bir mekanda gerçekçi konuları açıkçası bir dönemin 1960lı/1990lı yıllar arası sınırlaması yapmak istemiş olsada ( bence ) ve çok da değişmeyen günümüz ilavesini eklemek isterim. Aslında kurgusal olan mekan ve satırda anlatmak istediklerini özgürce anlatmanın keyfini çıkarmış yazar. Bence çok yerinde bir hamle.
Peki burası nasıl bir yer ?
Klasik bilinen ada gibi hem uzak hem yakın bir ada. Sapa içine kapalı ama bir o kadarda yakınındaki anakaranın uzantası. Ancak gelmek isterseniz şimdiden belirtmeliyim ki vapur seferleri sabah bir akşam bir olan 2 seferli kendi halinde bir yer. İyilerin her yerde iyi kötülerin de her yerde kötü olduğunu bilirsek camdan dısarı baktığımızda herkesin yaşadığı gibi bir yer hayalini kurmak zor olmasa gerek.
satırlarda ne mi bekliyor ;
Okurken bölümler arasındaki tarihlere konu başlıklarına aman dikkat! sonra bu kimdi?, bu nereden çıktı?, sorunu yaşamayın diye.
sayfalar arasında ilerlerken kuşaklar arasında gelgitler benim çok keyifle okudugum bir yazı oluyor görüyorum ki benim atamın atalarınında da bazı şeyler değişmiyor. aile kavramı gibi aşk gibi komşuluk gibi kısacası her dönemde insan iyiyse iyi kötüyse kötü ne olduğunun hangi statüsünün olduğunun önemi olmaksızın insan insan. sevgi anlayısı da aşk anlayısıda sadakat da sırlarda, içinde tuttukları da haylleri de, annelik babalıkta komşulukta küçük bir noktadan büyük bir daireye kadar geniş baktığımızda benzerlik olan kavramlar.
Her zaman söylerim iyi insanlar iyi insanlara eş yoldaş olsun daima.
Şimdi kitabı özetlesem kendi açımdan iyi olacak peşpeşe okumalarda unutup hatırlamak istediğimde tek bir tuşla açıp aaa evet demek işime gelirdi fena da olmazdı. Ama bu halka açık bir yerde birinizin önüne düşecekse yazarın emeğine okuyucunun isteğine dikkat etmem gerekir diye düşünüyorum.
Bu yüzden ŞUNLARI HEM SİZİN İÇİN HEM DE KENDİM İÇİN SÖYLEYEBİLİRİM ; kitapta hayali bir adanın kuşak farkları arasındaki yaşadıklarını okurken yazarın yakın tarihten de bahsettiği kurgu içine sıkıstırılmış bir dönem gerçeği ki "tehcir" (ne olduğunu bildiğim ama ismini şimdi öğrendiğim bu yüzden not alayım şuraya TEHCİR deport veya zorunlu göç, bir topluluğu yaşadığı yerden göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme. ) kısımlarını okurken bunu çok hissettiğim doğrudur. Ve bu kuşakların kendi içindeki birbirleri ile yüzleşmeleri. Sonunda uzun uzun ne oldu şimdi? EEE bu kimdi? duyguları yorumlarını okuyucuya bıraktığı nazik bir kalemin dönem romanı.
SON olarak hayali mekan olabilir,konu bir döneme atıfta da bulunabilir ama gerçek olan duygu okuyucuya ait.
Körburun
!kitabın adı neden körburun ben bunu merak ettim yazar burnumuzu sokmamız gereken meselelere kör olduğumuzu mu söylemek istemiş...
uzun soluklu bir okuma 2025 son günlerinde başladığım için 2026 okumasının da incelemesininde ilk kitabı.