Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 04 Ocak 2026 21:59 Kitabı okumayanlar bu incelemeye bakmasın.
Uzun süredir okumak istediğim bir kitaptı. Anca vakit oldu. Bir günde bitti.
Yüz otuz civarı sayfalık kitabın sonuna kadar durağanlık söz konusuyken kitabın kahramanı Tolganay ananın gelini Aliman'ın başına gelen üzücü olay duygu yoğunluğunu artırmış ve sinirleri gererek savaşa lanet okutmuştur. Tolganay ananın tüm akşam uyumayıp beklemesi uykuya dalınca da gece vakti gelininin sarhoş ve namüsait halde eve girmesi aslında tüm okuyucuların aklına benzer şeyi getirmiştir. Tabi Tolganay ana, zamanında tohumluk buğday ve atlarını çalan hırsızı teşhis etmeye gitmese belki gelininin başına gelenleri uzun süre bilemeyecekti.
Her ne kadar gelinin başına kötü bir şey gelse de hem Tolganay ana hem de köylülerin Aliman'ı üzmeden kötü söz etmeden hiçbir şey olmamış gibi davranmaları ve üstelik Tolganay anayı sırf üzmek için hırsızı teşhis esnasında Aliman'a "orospu" diyen hırsızın karısını köyden kovmaları benimsemenin güzel bir hali. Ama Aliman'ın iç sıkıntısı, ölen eşinin yokluğunu sürekli hissetmesi, konuyu en nihayetinde savaşın etkisine getirmiş ve dört erkekli aileden en sonunda Tolganay ana ve torun kalmıştır. Gelini de doğum esnasında ölünce ninenin varı yoğu torunu olmuştur.
Sıkıcı betimlemeden uzak, aslında hayatın içinden olabilecek bir yaşantıyı tüm çıplaklığıyla ve yoğun duyguyla gözler önüne serdiği için Aytmatov edebiyat dünyasında ayrı bir konumdadır. SSCB topraklarında değil de batıda olsaydı muhtemelen Nobel ödülünü de alırdı.