Gönderi

Spoilerdan Geçilmiyor
7/10
·222 syf.··
2026 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 15:54
Filtresiz bir inceleme dahaaa. Bugün size büyük ihtimalle yüzlerce inceleme yazılmış olan Kuyucaklı Yusuf kitabı hakkında içimi dökmeye geldim. Kitabın konusunu vesaire anlatmayacağım, sadece duygularımı yazacağım. Bu kitabı yirmi gün gibi bir sürede elime almaya almaya okudum, kişisel bir işkenceye dönüştü bir süre sonra. Pek yıldızımız barışmadığı için inceleme yazmaktan da sonuna kadar kaçtım ama kendime bir hedef koyduğum için en azından bir iki satır yazayım dedim (kaç satır olur bilmem de). Sadece olaylar ve kişiler üzerinde yorum yapacağım. Öncelikle tek tek karakterleri ele alacak olursak resmen yaşanan tüm olayların sorumlusu olan Şahinde’den başlamak istiyorum. Küçücük, altı yaşında yetim ve öksüz kalmış Yusuf’u evde istemeyecek kadar gaddar, 15 yaşındaki kızı para pul için şereften yoksun insanlara gelin vermeye hazır, sosyal statüsünü beğenmediği, damadı olmak üzere olan genç yaştaki bakkal Ali’nin o şereften yoksunlar (Şakir) tarafından sırf Yusuf’a olan kinleri yüzünden öldürülmesine sevinen bir insan Şahinde. Üstelik Ali’nin tek yaptığı sevmekken. Kocası Salâhattin Bey resmen onun dırdırı yüzünden kalp hastası oluyor (kitapta öyle geçiyordu diye hatırlıyorum) ve Şahinde’de ne bir akıl kırıntısı ne de utanma görüyoruz. Sonra bu işleri abartıp sırf geçim sıkıntısı çekiyorlar diye, 15 yaşında ve evli olan (tamam o zamanlar normaldi de iğrenç) kızını rakıya alıştırdı, başka adamların kucaklarına bıraktı, sürekli tacize uğramasına -üstelik sarhoşken, göz yumdu ve karşılığında evine yeni eşyalar, kızının bileğine bilezikler aldı. Salâhattin Bey bu hikayenin herhalde en acınacak karakteri, adam dünyaya geldi ve geçti, üzgünce. Muazzez, Ali’nin ölümünden sonra Yusuf’a olan aşkını açığa vurabileceği için sevinen 15 yaşında, daha hayatın ne olduğunu görmeden aşık olan ve evlenen bir kız. Yusuf’a aşıkken bile abi diyerek beni sinir krizlerine sokan, evde hiçbir iş yapmayıp Yusuf’la evlendikten sonra evin hanımı olup iş yapmaya başlayan bir kız. Annesine uyup gittiği saçma alem ortamlarında kucaklarda gezmenin bir sakıncası olmayacağını düşünen, kocası her şeyi öğrense de ona kızsa diye hayal kuran, hiçbir şey yokken kocası Yusuf’tan korkan saçma sapan bir kız. Yusuf, en yakın arkadaşının Muazzez’e hisleri olduğunu öğrenince alay eden, para karşılığında aynı arkadaşına Muazzez’i garanti eden ve arkadaşının ölümüne de sadece yalandan üzülen bir insan. Kaç yaşındaydı hatırlamıyorum ama yirmilerindeydi, hayatının annesi ve babası öldürüldükten sonrasını Salâhattin Bey’in yanında geçirmesine rağmen sağda solda dolaşmaktan ve boş gezenin boş kalfalığını yapmaktan başka bir iş tutmayan bir çocuk. Bize kayıtsız, hayattaki yerini bulamamış diye bence ‘acındırılan’ bir karakter ama ben baya her konuda haksız buldum. Kitaptaki karakterlerden nefret etmekten kitaba odaklanamadım. Bir tane ahlaki değerlere sahip, aklı başında ve tam manasıyla ‘iyi’ bir karakter yoktu. Kötülerin yaptıkları yanlarında kalıyordu. İyilerin de hakkını arayan yoktu. Kitabın tek iyi ve gerçek yanı Toplumcu Gerçekçi özelliğini çok iyi taşımış olması. Bu kadar puan verdiysem Sabahattin Ali’nin, Salâhattin Bey’in veya Bakkal Ali’nin hatırına değil, kötü karakterlerin ve kötü durumların bu kadar iyi yazılmasına verdim. Şu anlık aklıma gelen bu kadar, olayları da yorumlarım diye düşünüyordum ama yapamadım pek. AAaa ama durun kitabın sonunda Yusuf’un dalkavuklar ile dolu odaya girip, karısının, küçücük yaşta ‘o daha çocuk’ dediği karısının (hem çocuk hem de karısı) o sarhoş ve rüsva hâlini gördüğünde odadaki şereften yoksunlara saldırıyor -haklı olarak. Atında kullandığı kamçıyı yüzlerine savuruyor falan derken odadaki kandili düşürüyor yere, oda karanlıkta kalıyor. Karanlık gerçekleri içine çekmeden önce Şakir’in belinden silah çıkardığını görüp kendi tabancasını çıkarıyor ve sıkıyor herkese. Bakın ışıklar yok, basbayağı hareketlilik hissettiği her yere ateş ediyor, karısını kucaklıyor ve atlıyor atına gidiyorlar. Yolda Muazzez diyor ki yaralıyım. Yusuf da diyor ki ‘kim vurdu seni?’. Muhtemelen sen Yusuf. Kitabın sonunda ise tahmin edersiniz ki kötü son yazmaya bayılan bir yazarın kitabı bu, Muazzez ölüyor. Yusuf ona bir ağacın altında bıçağıyla bir mezar kazıyor, gömüyor onu ve ağlaya ağlaya basıp gidiyor. Yani ben karakterlerden ve yaşanan olaylardan, kitabın her bir satırından öyle nefret ettim ki sonuna gram üzülmedim. Ayy sonunda bunun incelemesini de yazdım vaay beee. Neyse arkadaşlar, okuyanınız varsa yorumlarda kendi fikirlerinizi belirtin, öğrenmek çok istiyorum. Sabahattin Ali’den okuyacağım bir kitap daha var ama birkaç ay ara veriyorum akıl sağlığım için. Kendinize iyi bakıınnn <3
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
·
130 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben de okuldan bir kitap özeti istenince o an okuduğum için bu kitabı yapmıştım. Orada ben de birçok şeyden isyan ettim, benim de inceleme atmam lazım. ŞAHİNDE HAKKINDA ÇOK HAKLISIN. Nefrrett ettim okurken. Bu kitaba sırf Muazzez erken yaşta evlendi diye (o dönem böyleydi zaten) 1 puan verip beğenmeyenler var. O zaman Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu da aynı tepkiyi görsün!! Ki o daha da beterdi. Bence eleştirilmesi gereken Sabahattin Ali değil, o sadece kendi dönemini yansıttı. Asıl eleştirilmesi gereken, bu yıllarda o kadar şey görüp bilmesine rağmen cahiller gibi şiddeti romantizme eden yazarlar. Çok doluyum bu konuda, Türk klasiklerine laf atmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Şahzede
Gönderi Sahibi
Haklısınnnn ne kadar bizi rahatsız etse de dönemi yansıtmış yazar ve bunu çok iyi yapmış VE genel olarak yabancı klasikleri abartan ve yücelten çok fazla insan var insanlar asırlardır bu toksik batıcılıktan kurtulamadılar maalesef
😦😦😦😦😦😦😦😦 okurken şoktan şoka girdim çok güzel bir inceleme olmuş eline sağlık
Şahzede
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederiimm ben de kitabı okurken krize girdim 💆🏻‍♀️
Şahzede
Gönderi Sahibi
Paylaştığım incelemeleri okurken yaptığım hataları görmek ☠️ fark edebilmiş olmak iyi ama yazım hatalarıma çok gülüyorum