Kimi kitaplara inceleme yazmak şöyle dursun üzerinde konuşmak bile içimdeki kabuk bağlamış o cam kırıklarını hareket ettiriyormuş gibi hissettirdiği için çok zor geliyor bana, dönüp içimdeki yaralara, karanlığa, sessizliğe bakmak ağır geliyor.
Hasan Ali Toptaş 'ın Gölgesizler sonra okuduğum ikinci eseriydi Kuşlar Yasına Gider. Babayı, baba ile olan ilişkiyi, insanın o saf duru bilinç halini, ege kasabasını, aileyi oradaymışcasına yaşadım. Dedim ya zor geliyor tahlil etmek. Ama O tahlil etmiş. Öyle duru bir Türkçe ve bilinç akışı ile yazmış ki kitapla birlikte kendimi, babamı, babasızlıgı, aileyi, ölümü hepsini okudum gibi hissettim. Bir kitaptan fazlası, boğazda bir yumru, sessizliğe dalan bir bakış, zamanın geçiciliği ve daha fazla konuşmamak.
Zaman varken ve sevdiklerimiz yanımızdayken onlarla olmak, sevmek-sevilmek ne büyük lütuf.