OĞUZ ATAY IN KALEMİ - HİHMET BENOL : PARÇA PARÇA OLMUŞ BİR BENLİK
“(…) Oğuz Atay nesir edebiyatımıza çok değişik bir ses, yer yer yadırgatan çok değişik bir anlatım, çok değişik, biraz karmaşık da olsa çok değişik bir üslup getirmişti. İnsan yaşamının olgularını -daha çok da ruhsallığımızın olgularını - doğdukları anda saptamaya belirlemeye çalışan, bu olguları önceden iyice düzenlemiş, ilkeleri ve kuralları iyice belirlenmiş bir mimarlığın yasalarına göre değil de kendiliğindenliğin savruk çarpıcılığına göre ve bir çeşit çağrışım düzeninde, ama elbette tasarlanmış bir çağrışım düzenleninde bir araya getiren bir anlatım tekniği geliştirmişti Oğuz Atay .”
“(…) Selim in ilk yanlışı: “Hayatın acemisi”. Yaşama yoksulluğunu okuma zenginliğiyle denkleştirmeye çabalaması boşuna. Ne mühendisliği, ne yazarlığı, giderek ne de sevgi/li/si bir tutamak olabiliyor. Tutunamayanlar böylelerinin ardından çok, giderek fazla uzun bir yazıklama. Turgut Özben ise yanlış dala asılmış. İş yaşantısında başarı sağlamak, onu gününün saçma yaşamına katmaktan başka neye yarıyor ki? Dur, doğruya sap, kendine yönel, her şeyi bırakıp gitmek pahasına! Ama varacağı yeri biliyor mu ki
Hikmet Benol aynı yolun yolcusu. Ardından belli. Oğuz Atay a t Tutunamayanlar ı uzatıyor Hikmet in Tehlikeli Oyunlar nı anlatarak. İsa simgeseli billurlaşıyor . Hikmet Benol - Hüsamettin Tambay - Nurhayat Hanım: İşte kutsal üçgen. Hepsi birer… cık: İsacık, Meryemcik, Tanrıcık. Hikmet Benol, imgelemini bir cehennem tiyatrosuna çeviriyor. Adının anlamının tersine doğru kayıyor, hızla. Sevgi yle yaşarken sevgisiz, Bilge yle yaşarken bilgisiz. Parça parça olan bir benlik; toparlanamıyor. Yorgun ve yılgın ruh. Pencereyi açıyor son bir kez. Ölümün kucağına atlıyor.
(…) Oğuz Atay, açık ki, kişinin kendi kendisiyle savaşmasını ve yenmesini öneriyor her şeyden önce. Yenilgi serüveni içsel bir serüven olarak anlatılmış, toplumsal durum ve konum ise bir veri olarak alınmış. Dışsal içsel çatışmasında dışsaldan çok içsel etmenlere ağırlık veriliyor bireyin içinde bulunduğu koşullara karşı tavrı irdeleniyor. Olumsuz dışsal belirlenimlere karşı salt kendinden kalkarak savaşıyor, başkişi işkin kendini dönüştürmeyi amaçlıyor. Bundandır Oğuz Atay ın bireyin yazarı oluşu. Toplumsal devinimlere pek bel bağlamıyor o. İnsanın değiştirilmesini, dünyanın, yani yalnızca özdeksel koşulların değiştirilmesinden daha önemli bir sorun olarak görüyor gibi. Bu noktada, kendi içinde yapayalnızdır insan. Hele Türkiyeli aydın. Bu aydın belirsizliğin, bilgisizliğin içine doğmuşsa, tek kaynakça olarak Batı kültürü o da bilmem kaçıncı elden sunulmuşsa, insan konusunda kalkıştığı kahramanlık İsa müsveddesi olmaktan öteye gidebilir mi? Drogamanlar Cumhuriyeti nde her aydın “Mütercim Arif tir.”