Gönderi

Sessiz Direniş
‘’Bir varmış,bir yokmuş çok uzak diyarlarda peri ormanında biri yaşarmış diye başlamak isterdim cümlelerime.Ama ne bir masalın içerisindeyim ne de bir masal kahramanıyım.Sadece bir insanım.Yaşam denilen kavganın içinde yolumu bulmaya çalışıyoruum..’’ Yazdığım şu dört cümle bile yormuştu ruhumu.Dışarıda göğü yararcasına yağan yağmurun sesini dinliyordum.Yeryüzüne çarpan her damla ruhumdaki huzursuzluğu da temizliyordu sanki.Oysa ki herşey yağmurlu bir günde başlamıştı.Kayıplarımın,kabuslarımın,gözyaşlarımın adıydı yağmur.Tüm bunları düşünürken odamın kapısı tıklatıldı;zamanı gelmişti.Odadan çıkmadan önce boy aynamdan kendime baktım.’’Gayet iyi görünüyorum.’’ diye düşündüm.Merdivenleri yavaş yavaş inerken ‘’Yapabilirsin.2 yıl önce olanları atlattın ve sen güçlü bir kadınsın.’’ diye kendimi telkin ediyordum.Tam son basamağa gelmiştim ki Asya koşarak kucağıma atladı.Düşmemek için trabzana tutunurken bir yandan da Asya’yı tutmaya çalışıyordum.Elini önce yüzüme koydu sonra kalbime.Bu hareket onun için ‘’Merhaba’’ demekti.Ya da ben öyle düşünüyordum.Çünkü Asya konuşmamayı seçen bir çocuktu.Bir yıldır annesiyle birlikte bizimle kalıyordu.İlk geldikleri günü hatırlıyorum da hala içim acıyor.Annesinin yüzündeki morluklar,küçücük kızının iyileşmeye yüz tutmuş sigara yanıkları ilk günki gibi zihnimde.Neyse ki ikisi de iyileşme yolunda büyük adımlar atıyorlar.Ama hala korkuları var.Çok az insanın bildiği bu evden çekip alınacaklarının tedirginliği hala üstlerinde.Yaralı olmak kimseye güvenmemek bana çok yakın bir duygu olduğundan anlayabiliyorum onları. Ben de iki yıl önce yağmurlu bir gece de sığınmıştım bu eve.Ruhun gitmiş demişti Neslihan Abla bana.Gerçekten de öyle hissediyordum.Sadece uyumak istiyordum.Sanki uyuyunca zaman akıp gidecekti ve ben ölüme daha çok yaklaşacaktım.İşin kötü yanı uyumaya da korkuyordum.Kabuslar ve çığlıklar arkadaşımdı çünkü.Göz altımda morluklarla bezeliydim.Neyse ki o günler geçti.Ruhumda kalan ince sızılar dışında iyiydim. Asya’nın minik dokunuşlarıyla düşüncelerimden sıyrıldım.Kucağımdan inip elimi çekerek beni peşi sıra sürüklemeye başladı.Güçlü bir kahkaha atarak onun çabasına eşlik ettim.Beraber salona girdiğimizde her şey hazırdı.Haftada bir gün sanki hiç üzülmemişiz,zorluklar yaşamamışız,şiddet görmemişiz,tecavüze uğramamışız gibi bir hayal dünyası yaratıyorduk kendimize.İşte o günlerden birindeydik.’’Hanımlar,yine döktürmüşsünüz’’ diyerek kendimi belli ettim.Asya koşarak camın önündeki PİYANOnun yanına gitti.Tuşlara basarak kendince çalmaya çalışıyordu.Hepimiz de onu izliyorduk.Gözleri parlıyordu ve bu durum bizi çok mutlu ediyordu.Herkesten korkan,sürekli çığlıklarla uyanan o küçük kız artık güçlenmeye başlamıştı.En önemlisi de kahkahaları geri gelmişti.Oturduğum sandalye de arkama yaslandım ve elimdeki ÇAYı yudumlayarak etrafta koşuşturan, kaderdaşlarımı izlemeye başladım.Herbirinin ayrı bir hikayesi vardı.Tek ortak noktaları acılarıydı.İnsan olmanın,yaşamanın anlamını unutmuşlardı.Kaybettikleri her şeyi geri almak için tek vücut yek yürek olmuşlardı.Eğlence hızla devam ederken ben de aralarına katıldım.Şarkılar söyleyip yoruluna kadar dans ettik.Mutluyduk.Huzurluyduk.Yarın belki aynı acıları çekecektik ama eskisi kadar zor olmayacağını da biliyorduk.Bu ev bizim üzerimizdeki ağırlıkları boşalttığımız RIHTIMımızdı.Hafiflemiş bir halde odalarımıza doğru yol alırken yüzümüzde kocaman gülümsemeler vardı.Yeni bir güne yeni umutlarla başlamaya hazırdık.
··
7 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, güzel bir hikaye - ama daha çok başlangıç gibi olmuş biraz:) Tema ve anahtar kelimeler de tamam, ilerde devam ettirirsiniz belki:)
Ayça
Gönderi Sahibi
Denk gelirse düzenlemeden sonra paylaştığımda okurlar artık.Ben de bilemedim.
Daha önce de birkaç yazınızı okumuştum. Bence hüzünlü ve geçmişe özlem duyan bir tarzınız var. Yazılarınızda genellikle bunu öne çıkarıyorsunuz. Çok da hoş oluyor bence. Ayrıca şu cümleniz şimdiye kadarki hikayeler içerisinde en beğendiğim cümlelerden biri oldu: "Bu ev bizim üzerimizdeki ağırlıkları boşalttığımız RIHTIMımızdı." Elinize sağlık Ayça Hanım...
Ayça
Gönderi Sahibi
Semih Bey,teşekkür ederim.BEğenmenize de sevindim.Bİr düşünüdm de hüzünlü yazılar yazmayı seviyorum galiba:)
Ne desem okurken hissettiklerimin tam karşılığı olur bilemiyorum şuan, gerçekten beğendim :) Ama şunu söylemeliyim o sandalyeyi çekip oturduğunuzda birkaç kişinin hayatına dair biraz ipucu verseydiniz daha da doyurucu olurdu sanıyorum
Ayça
Gönderi Sahibi
Evet anlatmaya ve düşünmeye gelince her şey süt liman.Yazmaya sıra geldiğinde kaos başlıyor ben de:))
‘’Bir varmış,bir yokmuş çok uzak diyarlarda peri ormanında biri yaşarmış" ile yine bir Lord Morpheus'a ziyaret yapacagiz sanmistim:) Dunyanin aci gerceklerinde kaldik. ELinize saglik, guzel olmus:)
Ayça
Gönderi Sahibi
:)Evet senin hikayenle biraz ucundan çakışmış.Bir masal hayal ettim ben sen yaratmışsın.