"Baraj yapımında çalışan bir grup işçi ırmağın sığ kısmından karşıya geçmişler. Karşıya geçince ustabaşı, 'galiba arkadaşlardan biri eksildi,' diyerek grubu saymış. Ve gerçekten de bir kişi eksik çıkmış; çünkü ustabaşı kendini saymayı ihmal etmiş. Usta başı yardımcısına, 'Bir de sen say,' demiş; ama, yardımcısı da kendini saymayı unuttuğu için, o da bir kişinin eksik olduğunu söylemiş. Bundan sonra her işçi sırayla gruptaki kişileri saymışlar, fakat her biri aynı hatayı yaptığı için bir kişi hep sürekli eksik çıkmış. Nihayet o civardan geçen bir köylü bunların durumunu görmüş, sorunlarını öğrenmiş, ve bir de o saymış, 'Eksiğiniz yok,' demiş. Ancak o zaman, grubu sayanın kendisini de sayması gerektiğini anlamışlar."
"Ben kimim?' sorusuna cevap ararken hep bilincin içeriğini saymışızdır; ben öğretmenim, ben anneyim, doktorum, evladım, gibi. Çoğu kez o soruyu soran bilinci hesaba katmadık. Halbuki, 'ben kimim?' sorusunun cevabı orada yatıyor: Ben bütün bu soruları soran, farkında olan, gözlemleyen bilincim."SavaşçıDoğan Cüceloğlu