Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 17:56
Mine Söğüt Özellikle kitabın sonunun yoruma ve teorilere açık bırakılması da yazarın okuyucuyla bağını canlı tutan bir unsur olarak yerini almış. Yani kitap bitse bile aslında bitmemiş oluyor. Okuyucu bir süre daha romana devam etmek durumunda kalıyor ki, bu oldukça keyifli bir teknik diyebilirim. Kitabı oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Özellikle akıcı bir şekilde kendini okutması, farklı kurgusu, derin ve etkileyici cümleleri, karakterlerin ilginçliği sizi içine çeken unsurlar. Okurken keyifli zaman geçireceğini düşünüyorum. Kitaba bir eleştirim de, yazarın roman boyunca vermek istediği asıl mesaj olan “toplumsal tabulardan, geleneksel öğretilerden, sistem dayatmalarından kurtulmak ve içinden geldiği gibi olmak” kavramlarının kitapta anlatılanlara yüklenen ağır ve pek de tutarlı olmayan bir misyon olmuş diyebilirim. Musa için inceleyelim durumu, çünkü diğerleri için bu bir tercih değil mecburiyet. Yani diğer insanların tabulaştırdığı birçok şeye boş vermek. Ki bu karakterler zaten imkân olsa Musa’nın eski yaşantısına dönme hevesinde. Musa ise evliliğinde yaşadığı bir olumsuzluk yokken (romanda bu durumdan hiç bahsedilmiyor) sadece rutin hayatın tatsızlığından bıkarak intihar etmek istiyor. Bu durum çok orantısız bir reaksiyon. Musa’nın neden intihar etmek istediği daha çarpıcı bir şekilde anlatılabilir. Okuyucu da bu konuda biraz ikna edilebilirdi. Hal böyleyken Musa’nın bir anda yaşlı bir kadına âşık olur. Bunun da alt yapısı bence çok iyi oturmamıştı. Sonra her şeyi boşladığı bir hayat yaşar. p Çünkü tek amaçları karınlarını doyurmak ve uyuyacak bir yer bulmak isteyen aslında oldukça ilkel güdülere mahkûm bir insan grubunun üyesi olur. Bir yandan şiir de üretmeye çalışır ama bunun edebi dünyasına nasıl bir katkı sunduğunu pek anlamayız romanda. Yani romanın asıl ortaya çıkaran unsur olan Musa’nın her şeyi neden terk ettiği konusu hava da kalır biraz. Her ne kadar yer yer felsefik ve çarpıcı durum tespitleri olsa da ki, onların da test edilirliği mümkün olmayan şeyler olduğunu varsayarsak aslında sloganvari sözlerle bir sorgulayış ve anlatma-anlama çabası vardır. Buna rağmen çok etkileyici gelmedi bana. Okuyucu bir karakterdeki dönüşümü öyle hissetmelidir ki (anlamak demiyorum) ona ya hak vermelidir ya da ben de olsam farklı bir şey yapamazdım demelidir. Böyle olduğunda okuyucu yanlış da olsa doğru da olsa karakterin bu halini bağrına basar. Her zaman söylediğim gibi romanları en etkileyici kılan unsur karakter oluşturmaktır. Kurgu zayıf olsa da iyi bir karakter örgüsü her zaman o romanı kurtarır. Roma, insan deneyiminin (yaşanmış veya yaşanmamış, olmuş veya olmamış, mümkün veya imkânsız) eseridir. Bu deneyim düşünceyi de kapsar. Bir şeyi düşünmüşsek, hayal etmişsek veya hissetmişsek bu da bir deneyimdir. Gerisi empati, zekâ, gözlem, uyarlama ve mantıktır.
Roman-Edebiyat
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.