Gönderi

En önemlisi çocuğun içinde yetiştiği aileyi biçimleyen kültür.
Husserl'in tabiriyle 'o kültürün niyeti'. Örneğin dört yaşındaki çocuk arkadaşlarıyla oynamak için sokağa çıkarken annesi ona, "hırkanı giy," der. "Neden çocuğuna 'hırkanı giy' der, anne? Tabii, annelik görevini iyi yapmak istediği için. Çocuğunun hasta olmasını istemediği için. Ayrıca, komşularından, kendi annesinden, kayınvalidesinden öyle görmüştür. Varsayalım ki, anne çocuğun hırkaya ihtiyacı olmadığını düşünsün ve çocuğu sokağa hırkasını giymeden bıraksın. Komşusunun, annesinin, kayınvalidesinin, "ne biçim anne, çocuğunu hırkasız sokağa bırakıyor," demelerinden çekinebilir. Ve böylece, anne, bilinçli veya bilinçsiz, kendi isteği ile veya 'başkası ne der' korkusuyla çocuğuna, 'hırkanı giy' der. Böyle söylemek o kültürün, 'insanlar birbirine bağımlı olmalıdır,' niyetine uygun düşer. "Çocuk kendi bedeninden gelen bilgilere dayanarak, 'Anne üşümüyorum,' der." Söylediğimin ne kadar önemli olduğunu belli etmek için noktada biraz durdum ve Arif Bey'in yüzüne baktım. Neden sustuğumu ve kendisine baktığımı anladı. -Sizi dikkatle dinliyorum, Hocam, dedi. -Çocukğun "anne üşümüyorum," dediği noktada, ait olma ve birey olma gelişimi yönünden, kritik bir etkileşim söz konusu. Anne şu seçeneklerden biriyle cevap verebilir: -Öyle mi yavrum, peki o zaman hırkanı giymene gerek yok. Böyle bir tavır içindeki anne çocuğa şunları ifade etmiş olur: "Sen doğalsın: Sen üşüyüp üşemediğini bilebilecek bir insansın." "Sen kendi durumun hakkında karar verebilirsin ve ben o kararlara saygı duyarım. Senin kendi bedeninle ilgili konularda karar verebilme gücün var." "Sen ve ben konuşarak beraberce sorunları çözebiliriz. Benim söz hakkım olduğu gibi senin de kendi sorunlarını çözmede söz hakkın var." Anne, hırkasını giymek istemeyen çocuğa şöyle de diyebilir: -Dışarısı soğuk, hasta olursun. Hırkanı giymeden seni dışarıya çıkartmam. Böyle bir tavır içindeki anne çocuğuna şunları ifade etmiş olur: "Sen doğal değilsin: Sen üşüyüp üşemediğini bilebilecek bir insan değilsin. O yüzden sen başkasının ne dediğine, kendinin ne dediğinden daha fazla önem vermelisin!" "Sen kendi durumun hakkında karar veremezsin. Senin kendi bedeninle ilgili konularda karar verebilme gücün yok." "Eğer seninle benim aramda bir sorun ortaya çıkarsa o sorunu ben çözerim ve sana ne yapman gerektiğini söylerim. Sen ve ben konuşarak beraberce sorunları çözemeyiz. Benim söz hakkım var, ama senin söz hakkın yok." Hırkasını giymek istemeyen çocuğa anne şöyle de diyebilir: -Peki yavrum, hırkanı giymeden dışarı çıkıp oynayabilirsin. Ama, hırkanı kapının yanındaki sandalyenin üstüne koyuyorum, üşürsen gelip giyebilirsin. Böyle bir tavır içindeki anne çocuğa şunları ifade etmiş olur: "Sen doğalsın: Sen üşüyüp üşemediğini bilebilecek bir insansın. Yaşam değişiklikler gerektirebilir, kararını değiştirmen son derece doğal." "Sen kendi durumun hakkında karar verebilirsin ve istersen o kararını değiştirebilirsin; senin verdiğin kararlara ve o kararları değiştirmene saygı duyarım. Senin kendi bedeninle ilgili konularda karar verebilme ve onları değiştirebilme gücün var." "Sen ve ben konuşarak beraberce sorunları çözebiliriz. Benim söz hakkım olduğu gibi senin de kendi sorunlarını çözmede söz hakkın var." SavaşçıSavaşçı Doğan CüceloğluDoğan Cüceloğlu
Kültür
·
24 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.