Giriş Yap
AMERİKA YILLARI VE İLK ŞOK
Amerikan usulü giyiniyorlar, bizdeyse öyle şey yoktu, herkes takım elbise giyinirdi; çoluk çocuk bile kravat takardı. Bunlarda zıpır kıyafetler.
Reklam
Özerkliğe doğru
Kültürel kurum ve meslekleri bir düşünün. Askeriye, tıp, siyaset, televizyon, öğretim, yaşam sigortası (herhalde tarihin gördüğü en tuhaf örtmecedir bu), avukatlık, polis memurluğu, habercilik, hava durumu sonuculuğu, teknolojinin bütünü. Hangi kültürel sisteme bakarsanız bakın, köklerinde ölümü bulursunuz. Kaygı azaltıcı etkiye sahip mal ve mülkü, aşkı, gençliğin güzelliğini, dinçliği, işi, güvenliği, sağlığı, ruhu, ülkeyi vesaire yitirmek biçimindeki ölümden korkmak, kaçınmak ve ona üstün gelmekten ibarettir bütün mesele. Her sistem, ayakta kalabilmek için, önce doğuştan hakkımız olan şeyi bizden çalar, sonra da onu bize geri satar (veya önce bize tehdit eder, sonrasında da bu tehditten kurtuluş yolunu pazarlar)
Çatlakta dans etmek
Öğrenme, bilinç dışında gerçekleşen biyolojik bir süreçtir ve sunulan modellerin gereksinimlere uygun olması halinde kendiliğinden işleyecektir. Çocukların yetişkinlerle özgürce iletişim kurmasına izin verilen kültürlerde, bu çocuklar, 7 ila 10 yaş arasında, yetişkinlerin sağkalım bağlantılı uygulamalarını taklit etmeye başlarlar. Bu onların oyunudur ve oyun yoluyla becerilerini keskinleştirirler. Kültür konusunda ilginç olan nokta şudur ki, yaratıcı mantığın veya tersine çevrilebilir düşüncenin kazara tezahür eden örnekleri ritüel haline getirilir; bir eylem veya faaliyetin doğal bir parçası veya uzantısı olarak algılanmak yerine dini törenlere çevrilir. Pek çok Doğu kültüründe olduğu gibi.
Reklam
İlim&Sanat
Türk halklarının tarihî değerlerinin belli bir süre gündemden silinmesinin suçlusu, o dönemlerdeki savaşlar ve saldırılar idi. Yoksa Orta Çağda Orta Asya ve Kazakistan topraklarından büyük âlimlerin yetiştiği malumdur. Bilge atalarımızın bazı eserleri dünya kütüphanelerin de, müzelerde, arşivlerde yer almaktadır. Harezmli Ebu Reyhan el-Birunî yazmalarında Türk halklarının atayurdunun bir zamanlar ilmin, mimarînin ve resim sanatının beşiği olduğu anlatılıyor. Buhara medresesinin şakirdi tıbbın temelini atanlardan Ebu Ali İbni Sina, bir kitabında şöyle diyor; "Bir gün Emir'den kütüphanesine girmek ve tıp ilmiyle alakalı kitap ları alıp okumak için müsaade istedim. Emir bana izin verdi. Ben de birçok odası bulunan kütüphaneye gittim. Her odada kitap konulan sandıklar, üste üste dizilmiş kitaplar çoktu... Orada hiç kimsenin görmediği, duymadığı, bilmediği kitapları gördüm... Onları okuyup inceledim, çok faydalı bilgiler edindim. Kitap müellifleri âlimlerin ilmî seviyelerini, getirdikleri yenilikleri yakalamaya çalıştım." 10 asır önce kağıda geçirilen bu satırlar çok şey ifade ediyor. Öyleyse Uluğ Beğ'in dünyanın güneş etrafında döndüğünü Galileo'dan çok önce keşfettiğine, Birunî'nin Sanskrit çeyi, Farsçayı, Arapçayı, İbraniceyi, Yunancayı ana dili gibi bildiğine, coğrafya haritasını çizdiğine, Farabi'nin dünyada Aristo'dan sonraki ikinci üstat olarak tanındığına, Alman şairi Goethe'nin; "Şarklı yedi büyük şairin son sırada olanı bile benden çok üstündür" deyip hürmet göstererek, atalarımızın ayrıcalıklarını kabul ettiğine hayret etmeye gerek yok. Çünkü bunlar uygarlığa doğru atılan adımların birer örneğidir.
"Kanunlar ne kadar çok ve sıkı olursa olsun bir cemiyetin örf ve âdetleri çözülmüşse milli terbiye de cemiyetin temelleri de çözülür. "
Reklam
2
53
529 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42