Gönderi

'Yani delirmiyorum ben acı çekiyorum yalnızca.'
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 12:37
‘’Bilge tepeyi tırmanırken, yukarıdan bakıyorum yine de körüm, der geniş kanatlı kuş. Dilimi ısırdım derdim içimde kaldı, diye inler taş. Kuşun gördüğü olmak ister bilge, taşın derdini dinleyen. Çünkü ondan beklenen budur. Ben bilge değilim. ‘’ Böyle diyordu Başak kitabın bir yerinde. Durdum tam burada, bir süre yere paralel gitmeyi düşündüm… Ben bir yazarın iyi bir yazar olduğunu onu okuduğum anlardan çok, okumadığım anlardan anlıyorum. Beni kaç yerde durdurdu, kaç kere hayali bir noktaya kilitleyip gözlerimi kırpmadan düşüncelerimi izlettirdi, kaç kez güldürdü, kaç kez elimle kalbimi yoklattırdı, kaç kez gözlerim buğulandığı için ara vermek zorunda bıraktı? Tam da bu anların toplamından anlıyorum bir yazarı sevip sevmediğimi. Yukarıda paylaştığım kısım kitabın beni ‘durduran’ onlarca yerinden sadece biri. Altını çizdiğim, kalbimi çizen onlarca cümleyle tanıştım bu kitapta. Kitabın olay örgüsünden çok bir ruh hali var. Bu ruh hali için aklıma gelen ilk tanımlama; ramak kala. Hayatı ramak kala yaşayan karakterler, ölüme de ramak kala yetişirler; bir süre yere paralel gittikten sonra. Kitap bir intiharın çevresinde ‘yaşayan’ karakterlerin hayatından kesitler aktarıyor. Kısa kısa bölümlerden oluştuğu için ilk etapta kafam karıştı okurken; yazar her bölümde farklı bir karakterin hayatından bir kesit anlatıyor. Bunu anlayınca, bir de karakterlere ısınmaya başlayınca olayın daha çok içine girebiliyorsunuz. Olay dediğim de hayat aslında. Hayatın içinden değil de belki kenarından tutunanların hikayesi. Barış Bıçakçı kitaplarını neden bu kadar seviyorum diye düşündüm tam da bu incelemeyi yazarken. Sanırım sadeliğin basitlik olmadığını kanıtladığı için. Yalın, süssüz cümlelerle de beni durdurup düşündürebildiği için. Hayatın içindeki yoğun duyguları, tanıdık duyguları bir karaktere giydirip okuyana kendini düşündürebildiği için. Onun edebiyatı yüksek sesle anlatılmayanların edebiyatı. Büyük olaylar, dramatik kırılmalar, şaşırtıcı finaller yok; sessizce yanımızdan geçen hayatlar var. Yani duygular bağırmaz, o duyguları satır aralarındaki boşluktan okuyucu fark eder. (Elbette boşluğu okumayı bilen okuyucular) Aramızdaki En Kısa Mesafe beni biraz hayal kırıklığına uğrattığı için bu kitabına çekinerek başlamıştım. Sevdiğim bir yazarın kötü yazdığını görmek beni derinden üzüyor. Neyse ki yine o sevdiğim Barış Bıçakçı’yı okudum. Okumaya da devam edeceğim. Hayatın bir kenarından tutunanların ve yere paralel de olsa gidenlerin hikayesini başka kim bu kadar güzel anlatıyor ki?
Alıntı
Bir Süre Yere Paralel Gittikten SonraBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20203,103 okunma
·
99 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.