Sakar, okuduğumda beni sarsan, yer yer durup nefes almama neden olan bir kitap oldu. En çarpıcı yanı ise anlatılanların bir kurgudan ibaret olmaması. Bu kitabın nasıl gerçek bir hikayeyi anlattığını hala aklım almıyor. Kitaptaki ana karakterimiz, Diana, aslında gerçekte Marina Sabatier'in yaşadıkları, sayfalar ilerledikçe insanın kalbini sıkıştırıyor. Bu hikaye sadece bir trajedi de değil, aynı zamanda sistemin, sessiz kalanların ve görmezden gelenlerin gerçek bir kaydı.
Kitap boyunca "sakar" kelimesinin nasıl bir yaftaya dönüştüğünü, masum görünen bir tanımlamanın nasıl bir çocuğun hayatını karartan bir etiket haline geldiğini görüyoruz. #294529496 Marina'nın yaşadıkları, ihmallerin ve yanlış anlamaların (!) bir çocuğun kaderini nasıl şekillendirebildiğini çok açık bir dille ortaya koyuyor. Okurken en zorlandığım nokta, tüm bunların yaşanmış olduğunu bilmekti, bu bilgi metnin ağırlığını üzerimde inanılmaz artırdı.
Kitabı okuduktan sonra internette araştırma da yaptım. 2001 senesinde Fransa'da doğan bir kız çocuğu Marina. Evlilik dışı bir çocuk ve bu yüzden doğduktan sonra bir ay Çocuk Hizmetleri Koruması altında kalıyor, annesi ve babası olacak insan demeye bin şahit mahluklar kızı istemiyorlar çünkü. Bu arada bir de abisi var, babası farklı ama. Marina'nın babası, abisi ve kendisini kabul edince, annesi anneanne evinden ayrılıp, Marina'yı alıp babası ile başka bir yere yerleşiyor. Zaten hikayenin başladığı nokta burası. Marina'dan sonra iki çocukları daha oluyor, fakat evde işkence gören tek çocuk Marina, abisi üzerinde de inanılmaz bir istismar var fakat bu daha çok psikolojik şekilde ilerliyor. Yani, Marina Çocuk Hizmetleri Koruması'nda kalsa çok daha iyiymiş diyorsunuz, çocuk için bunun bile ne kadar iyi olduğunu sorgulayarak...
Sakar, kolay okunan ya da okuduktan sonra hızla unutulacak bir kitap değil bence. İnsanı sorgulamaya, sistemi sorgulamaya, çocuğu dünyaya getiren ebeveynleri sorgulama, rahatsız olmaya ve "Nasıl Olur?" diye sormaya itiyor insanı.
YouTube'da Metis Yayınları kanalında, Müge İplikçi ve Alexandre Seurat'ın bir söyleşisi var kitap üzerine ve yaşanan gerçek hikaye üzerine. Burda kitapta küçük kıza neden Diana dediğini, sistemin eleştirisini nasıl öne serdiğini dinleyebilirsiniz.
Şuraya bıraktım; youtube.com/watch?v=8eHUgD6...
Son olarak; Çocuk istismarı, bir çocuğun bedenini, hayatını, sağlığını, bütünlüğünü çalar; geriye büyüyen yara ve yarım kalan bir hayat bırakır. İstismara göz yummayalım.
İyi Okumalar.