Puan vermedi·132 syf.··
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 23:01
Marcus Aurelius Antoninus, 161 ile 180 yılları arasında Roma İmparatorluğu yapmış olup "5 İyi İmparator" olarak bilinen yöneticilerin sonuncusudur. "Filozof Kral" olarak da bilinmekte olup Stoacı filozoflardan birisi kabul edilmektedir. İnsanın daima bir devinim içinde olduğunu, doğadan gelip yine doğaya döneceğini, doğaya uygun olan her şeyin iyi olduğu sık sık belirtmektedir. Buna bir kaç örnek vermek isterim: "Doğaya uygun her düşüncenin ve her eylemin sana layık olduğuna inan; bunların ardından gelecek herhangi bir kınama ya da söz dikkatini dağıtmasın." "Bütünün bir parçası olarak var oldun. Seni var ede­nin içinde yok olacaksın, ya da dönüşecek, iade edileceksin o yaratıcı ilkeye." "Çok yakında her şeyi unutacaksın, herkes de seni." "Gördüğün her şey yok olacak, yok olan şeyleri gö­renler de kısa sürede yok olacak. Yaşlı ölen, zamansız ölenle aynı yerde olacak." "Başımıza gelen her şey bütüne yararlıdır. Bu kadarı da yeterlidir." Başına gelen her şeye rağmen yine de pes etmeden devam etmiştir.İsyan etmeden devam ettiği ve insanlara bel bağlamayıp, mükafat beklemediği aşağıdaki cümlelerinden anlaşılmaktadır: "Ey dünya, seninle uyumlu olan her şey benimle de uyumludur." "Tanrılar beni ve iki çocuğumu ihmal ediyorsa, bir izahı vardır." "İyi bir şey yaptığında ve bunun birisine yararı do­kunduğunda, neden ahmaklar gibi üçüncü bir şey ararsın, neden yaptığın iyiliğin fark edilmesini ya da karşılığında sana iyilik yapılmasını istersin?" "Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor: "Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü?" Mümkün değil. O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme." Adalet anlayışı ön planda olup adaletsizliği tanrılara saygısızlık olarak ele almıştır. "Adaletsizlik, tanrılara karşı saygısızlıktır. Çünkü ev­rensel doğa düşünebilen canlıları birbirleri için, birbirlerine değerlerine göre yardım etmeleri ve hiçbir şekilde birbirleri­ ne zarar vermemeleri kaydıyla yarattı." Felsefeyi imparatorluktan ön planda tutmuştur ve bu durumu, imparatorluğu üvey anneye felsefeyi ise öz anneye benzeterek dile getirmiştir.Üvey anneye nazik bir şekilde davrandığını ama en nihayetinde öz anneye geri döneceğini belirtmiştir. "Artık saraydaki yaşamdan yakındığını hiç kimse duy­masın, kendin de dahil." İnsanlara bel bağlamaması gerektiği,kendisini iç güdülerinin kontrolüne bırakmaması gerektiği de ele alınan başka konulardan biridir. "Kendi içine çekil. Yönetici ilke kendisiyle yetinen bir doğaya sahiptir ve doğruyu yaptığında huzur verir." Ve son olarak şunu eklemek istiyorum: Marcus Aurelius'u ayakta tutan ve yıkılmasını engelleyen şey belkide her sabah başına gelme ihtimali olan felaketleri düşünmesi olmuştur. "Şafakla birlikte, kendine şunları söyle: işgüzar, nan­kör, küstah, hilekâr, haset, geçimsiz kişilerle karşılaşaca­ğım." Kitapta sadece bir imparatorun veya bir filozofun nasıl olması gerektiği değil bir insanın nasıl olması gerektiği, nelerden kaçması gerektiği anlatılmaktadır. Bu sebepten ötürü yaşadığımız dönemde bile geçerliliğini koruduğunu düşünmekteyim. "Ey ruhum, günün birinde gerçekten de iyi, sade, yal­nız başına, tüm çıplaklığınla seni kuşatan bedenden daha görünür olacak mısın? Günün birinde sevme zevkini ve aşık olmanın doğasını tadacak mısın?"
Edebiyat
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.