İlk kez bir anı kitabı okudum; bu ilk karşılaşmanın böylesine kıymetli bir eserle olması, içimde ayrı bir mutluluk bıraktı. Okurken yalnızca iki büyük söz ustasının tanışıklığına tanıklık etmedim; o dostluğun içine dâhil oldum, hatta yer yer onu yaşadım diyebilirim. Sayfalar ilerledikçe, bu iki güzel insan hakkında ne çok bilmediğim şey olduğunu fark ettim. Kitap, yalnızca anıları kayda geçiren bir metin değil; gerçek bir dostluğun ne olduğunu, değerini ve nasıl kurulduğunu gösteren sahici bir yolculuktu.
Beni en çok etkileyen ise Orhan Kemal’in yazarlık serüveninde Nazım Hikmet’in oynadığı belirleyici rol oldu. Bu bağ, ustalığın nasıl aktarıldığını, bir yazarın bir başka yazarın hayatına nasıl dokunabildiğini derin bir sadelikle anlatıyordu. Kitabın son sayfasını çevirdiğimde içimi tarifsiz bir hüzün kapladı; sanki sevdiğim iki insanı geride bırakmışım gibi hissettim. O dönemde yaşamış olmayı, onlarla tanışabilmeyi diledim. Tüm zorlu şartlara rağmen geçmişte bazı şeylerin daha güzel olduğu duygusu kaldı bende: gerçeklik, samimiyet, içtenlik… Ve belki de en etkileyici olanı, bu duyguların satırlardan taşıp bugün bile bize ulaşabiliyor olmasıydı.
Orhan Kemal , Işık Öğütçü