·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ocak 2026 22:55 If music be the food of love, play on.”
Müzik aşkın gıdasıysa, çalmaya devam et.
Yazarımız bu oyunuyla geleneksel toplumsal kalıpları yıkarak okuyucuyu güldürürken düşündürür. Tadı damağımda kalan bir oyun oldu, biraz daha uzun olabilirdi. Sahnesini izlemeyi çok istediğim oyunlarda ilk sıralara yerleşti diyebilirim.
Oyunumuz birçok ana olay etrafında şekillenir. Bunları sıralamak ve kısa kısa açıklamak isterim.
1)Viola’nın öldüğünü düşündüğü ikizi Cesario adıyla erkek kılığına girerek düke yanaşması oyunun temelini oluşturur. Cinsiyet sınırlarını belirsizleştirir. Yazarımız bu tema etrafında toplumsal cinsiyet rollerini sorgular.
2) Aşk, çeşitli biçimleri ile karşımıza çıkar. Olivia tutkulu aşkı ile, Viola gizli sevdası ile, Orsino kafasında idealize ettiği aşk ile, Malvolio ise kibirle ve hırsla yoğrulmuş aşk ile oyunda yer alırlar.
3) Shakespeare’nin ‘’maskaralık komedisi’’ geleneği bu oyunda üst seviyelere çıkar. Soytarı Feste ve Malvolio bu durumun ana karakterleri olsa da zaman zaman Toby ve Andrew de bunun parçası olurlar.
… OYUNDAN KISA NOTLAR …
Shakespeare bu eserde kimlik, aşk, eşitsizlik, delilik ve toplumsal roller gibi temaları mizah ve zekâyla harmanlar. Okurken bir nebze olsun sıkılmadım, oyundaki karmaşık ilişkilerin yarattığı sonuçlar ile sayfalar aktı gitti.
Soytarı Fester’in çok katmanlı söz oyunları ve ironileri olsun. Viola’nın cinsiyet değiştirerek Casserio kimliğiyle krala elçi olarak yanaşırken ona aşık olması ve kralın kontes Olivia’ya olan umutsuz aşkına umut olsun diye onu kullanması olsun, onun da elçilik görevini yaparken Olivia’nın mühürlü kalbini canlandırması olsun, bir karmaşa ve paralel ilişkiler sürekli oyunu canlı tutuyor.
Kontes’in kâhyası Malvolio’nun kibri de başına işler açıyor. Kontesin yardımcısı Maria’nın başı çektiği, yine kontesin amcası olan Sir Toby ve arkadaşı Andrew ile el ele vererek ona kontesin el yazısına benzer yazısıyla mektup döşemesiyle başlayan oyun, bizim kibirlinin buna inanmasıyla çok eğlenceli bir hâle gelir.
Sir Toby’nin Andrew’in zenginliğini kullanıp onu sömürmesi de oyunun başka bir olayı. Kontesin ilgisini uzun zamandır çekemeyen Andrew, onun Olivia’ya ilgisini fark edince bilenmeye başlar. Toby’e yine eğlence çıkar. Bunları birbirine düşman etmek için var gücüyle çalışır fakat Olivia’nın tekne kazasında kaybettiğini düşündüğü ikizi Sebastian’ın adamı Antonio’nun sahneye gelip Olivia’yı savunmasıyla kendisini açığa verip kral Orsino tarafından tutuklanmasıyla cenk yarıda kalır. Olivia erkek kılığına girdiğinde abisinin aynısı olduğunu bildiğinden bu karmaşadan abisinin yaşadığını tahmin eder gibi olur fakat oyunun sonunda hiçbir şekilde böyle bir ihtimali düşünmediğini anlıyorsunuz.
Oyun sonunda bütün karışıklıklar düzelir fakat bu her şeyin rayına oturması bana göre çok hızlı gerçekleşir ve duyguların çok hızlı yön değiştirmesi oyundaki bütünlüğü alt üst eder. Dük Orsino’nun elçisi Viola’nın aşkını öğrendiği anda gönlünü ona kaydırıp deli gibi aşık olduğu kontes Olivia’dan bir anda vazgeçmesi hatta onu kardeşi gibi gördüğünü söylemesi bende hayal kırıklığı yarattı.
… ELEŞTRİ …
İlk defa bir Shakespeare oyununda -özellikle ilk perdelerde- bu kadar Arapça ve Farsça kelimeye denk geldim. Okurken sık sık arama motoruna başvurmak yordu diyebilirim.
Oyun sonu çok aceleye gelmiş hissi uyandırdı, biraz daha uzun tutulup gerçekler biraz daha yavaş yavaş ortaya çıkarak duygular daha iyi verilebilirdi. Çünkü oyunda çok fazla yanlış anlaşılma var. Hepsinin bir anda ortaya çıkması duygusal geçişi tam yaşatamadı.