Schopenhauer, aşkı bireysel bir duygu olarak değil de insan türünün devamının sağlanması için gerekli olan ve sürekli işliyen metafizik bir güç olarak tanımlıyor. Ona göre biz aşık olduğumuzu sanıyoruz ama aslında irademiz biyolojik olarak en uygun eşi seçmemiz için bizi yönlendiriyor . Yani aşk bir tür doğa tuzağıdır . Romantik idealler , bağlılık, zevk gibi şeylerin hepsine biyolojik illüzyon der. Libidoyu , aşkı ,cekiciligi her hareketimizi kör bir iradeye bağlar .İyidir hoştur mantıklı gelir fakat Schopenahuer insanın bireysel tercihlerini göz ardı ediyor ona iradenin oyuncağı diyerek . Örneğin, bir kişi ekonomik veya biyolojik açıdan “uygun” olmayan birine aşık olabilir bu, türün devamı veya dürtülerin ötesinde bir seçimdir öyle değil mi? Ama Schopenhauer her şeyi türün stratejisi olarak değerlendiriyor ; Erkekler genellikle güçlü ve sağlıklı genleri ararken , kadınlar ise çocuklarinin yaşayabilmesi için güvenli bir alan arar ona göre. Romantik algımız da dahil her seçimimiz biyolojik manipülasyona uğruyor . Üstelik Schopenhauer aşık bireylerin ne yaptığını bilmiyen ve aşkın çoğunlukla bireysel mutluluğu sağlamadığını, hatta çoğu zaman hayal kırıklığı ve acı doğurduğunu vurgular bu kitabında . Fazlasıyla karamsar ve indirgemeci bir yaklaşım fakat çok da yanildigi soylenemez bence . Gel gelelim kadınlara olan bakış açısına . Kadınların doğasını ifade ediyorum diyerek bu kadar açık bir şekilde hakaret etmesi inanılmaz derecede sinir bozucu idi . Fakat araştırdım biraz ; o yaklaşık yirmili yaşlarına kadar annesinin aşağılamalarına, daha sonrada aşk hayatındaki bunalımlarına ve terk edilişlerine katlanmak zorunda kalmış ve elbetteki bu durum onun düşüncelerine de işlemiş. Bazı yerlerde kadınlari ahlak ve mantık açısından eksik, erkeklerin iradesini yönlendiren oyunbazlar olarak ifade ediyorken bazı yerlerde ise kadınları sezgi, duygusal zekâ kapasitesi açısından övüyir bunun tek sebebi ise ovdugu kısımda kadının türün devamlılığı için iyi bir 'araci' olmasıdır . Aksi takdirde kadının erkeğe oranla daha önemsiz kalmasi gerektiğini düşünen biri . Sadakat anlayışı bile cinsiyetçi erkeğin yapay olarak bir kadina bağlı olduğunu o yüzden aldattığında bunun doğaya aykırı olmadığını bu yüzden sorun olarak görülmemesi gerektigini kadınin ihanetinin ise daha az bağışlanabilir olduğunu çünkü doğaya aykırılık teşkil ettiğini düşünüyor . Doğa sadece cinsiyete özel bir yasayla işlemex ayrıca diyor ya erkek veya kadın türün devamını sağlamak için hareket eder o hâlde ihanet otomatik olarak doğaya aykırı olmaz. Diyelim ki bir kadın partnerini aldatıyor ama çocuk ve ilişki hâlâ güvende. Sonuç olarak türün devamı açısından hiçbir doğa yasasına aykırılık yoktur :) Bitirince ne okudum yav dedim hatta adama gıcık kaptigim bile doğrudur ama eserinin çok güçlü yanları vardı tekrar okumayı bile planlıyorum 😌