Cemil Meriç bu eserinde Osmanlı Devletinin çektiği acılarını her yönüyle gözler önüne seriyor. Tarafsız şekilde yapılan hatalarını inceliyor. Ayrıca kitapta Sedad Zeki'nin yazdığı bir mektubu inceliyoruz, Osmanlının politikaları, padişahları, değişen sadrazamları, paşaları bir bir konuşuyoruz. Ayaklanmalar, entelijansiyanın kalleşliği, Avrupalı Devletlerin ikiyüzlülüğü ve çıkarları... Sağdan soldan şamar yiyen, yalnız bırakılmış bir devletin çatırdama seslerini işitiyoruz. Son bölümde de Ali Paşa'nın belki de başka bir yerde okumadığınız bir vasiyetnamesini okuyoruz. Kitabın sonunda Cemil Meriç in bir serzenişini işitiyoruz. Bu vasiyetnamenin daha önce padişaha ulaşması durumunda belki herşey daha farklı olabilirdi diye bir seslenişle kitap sonlanıyor. Tarihine değer verip, özünden kopmayan herkese tavsiyemdir.
Son bölümden istifadenize...
# Paşa'nın sözleri burada bitiyor. Vasiyetname Türkiye'de yayımlanmış mı? Bilen yok. Gaalib, Âli ve Fuad Paşaların vasiyetnamelerinden söz etmekte, fakat bunların ne zaman, hangi dilde yazıldıklarını kaydetmemektedir.
(Tarih-i Osmânî Encümeni Mecmuası, 1329, s.70)
# Tanzîmât'ın yüzüncü yıldönümü münâsebetiyle yayımlanan Tanzîmât adlı kitabın 892. sahifesinde Vasiyetnamenin adına rastlıyoruz: Walter Wright, Âli Paşa'nın bir nevî siyâsî vasiyetname bıraktığını, bunun da Türkçe olarak yayımlandığını söylerken, Birge böyle bir eserin basılmamış olduğunu ileri sürüyor.
# Ben vasiyetnamenin iki nüshasını gördüm, her ikisi de Fransızca. Birinci nüsha yazma: Edebiyat Fakültesi Kitaplığı’na Fransız Sefareti’nden gelmiş. Schneider'in bir önsözünü muhtevî ve onun tarafından kaleme alınmış. Yıldız evrakı arasında rastladığımız bir vesikadan Bianchi'nin kayın biraderi olduğunu ve Âli Paşa'nın kâtipliğinden ayrıldıktan sonar Rus casusluğu yaptığını öğrendiğimiz Schneider şöyle diyor:
“... Vasiyetname ya Abdülaziz'e takdim edilecekti, ya matbuata. Paşa'nın ölümünden az sonra Schneider Efendi zamanın hükümetinden vesikayı neşretmemek emrini aldı. Bununla beraber 1871 Aralık’ında, yâni Paşa'nın ölümünden üç ay sonra Schneider Efendi tarafından bâzı ricâl-i devlete vasiyetnameden bir çok nüshalar tevdî edildi. İktisardaki rical vesikayı büyük bir ihtimamla sakladılar. Schneider Efendi de tehditlerden korkarak izini kaybetti. Halbuki okusalar ne büyük dersler bulacaklardı. Devlet-i Aliye ne büyük gailelerden kurtulacaktı.