Türk yazarlarımızdan kitapları ne kadar okursam okuyayım (klasikleri); bizim insanımızla ilgili ,millet olarak veya zamanlarının insanı olarak düşündüğüm ve fikir edindiğim çok önemli bir durum var: İletişimsizlik! Kimse bir arzusunu birine net bir şekilde iletmiyor. Yani herkes meramını, isteğini güzelce ifade etse bir sorun olacaksa da bile en azından sorunun ne olabileceği belli olurdu. Herkes ima ederek anlatmak ve anlaşılmak ister olduğu için kimse anlaşamıyor ve işte kıyamet ondan kopuyor. Bu kıymetli kitabımızda da yine durum böyle. Evlilik çağına gelmiş bu tatlı delikanlı anneciğine açık açık "ben bir izdivaca talibim" demiş olsaydı, bir hal çaresi aranmaz mıydı? İşleri çözümsüz hale soktunuz şimdi herkes dövüne dursun bakalım