Gönderi

5/10
·72 syf.··
2026 3. kitabı
Jack London'ın "Kızıl Veba" (The Scarlet Plague) eseri, ​ ​Hikaye, medeniyetin küllerinden yükselmiş ilkel bir kabilede, "Kocakafa" lakaplı yaşlı bir adamın, çocukluk torunlarına geçmişin hayallerini anlatmasıyla başlar. Onun sesiyle, bir zamanlar görkemli olan dünyayı; gökdelenleri, hızla koşan arabaları, bilgiyle dolup taşan kütüphaneleri ve sonsuz vaatlerle dolu bir geleceği hayal ederiz. Ancak bu parlak tablo, 2013 yılında aniden patlak veren ve insanlığı adeta bir kabus gibi yutarak "Kızıl Veba" olarak adlandırılan korkunç bir salgınla paramparça olur.​Yaşlı Profesör Smith, geçmişin son canlı tanığı olarak, o korkunç günleri bir sis perdesinin arkasından hatırladıkça, kalbimiz acıyla dolar. Sevdiklerini bir bir kaybedişini, düzenin nasıl dakikalar içinde kaosa dönüştüğünü ve insanların maskelerinin nasıl düşerek ilkel içgüdülere teslim olduğunu okurken, insanlığın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha anlarız. Her bir ölüm, her bir terk ediliş, bir öncekinin üzerine yığılarak derin bir melankoli yaratır.Profesör Smith'in çaresizce medeniyetin son kırıntılarını, alfabeyi, sayıları veya geçmişin hikayelerini torunlarına aktarma çabasında yatar. Ancak bu çocuklar, onun anlattığı "eski dünyanın" anlamını kavrayamazlar. Onlar için, hayatta kalmak, avlanmak ve basit ihtiyaçlarını karşılamak her şeyden önemlidir. Bu durum, bilginin ve kültürün nesiller arası aktarımının ne kadar değerli ama aynı zamanda ne kadar hassas olduğunu gösteren, iç burkan bir gerçektir. Yaşlı adamın gözlerindeki geçmişe duyulan özlem, torunlarının boş bakışlarında kaybolduğunda, biz de o kayıp dünyanın yasını tutarız. ​London eserinde, sadece bir felaketi anlatmakla kalmaz aynı zamanda bu felaketin insan ruhu üzerinde yarattığı derin, silinmez izleri gözler önüne serer. Toplumun aniden ilkel bir hale dönüşmesi, zenginliğin ve gücün anlamsızlaşması, insan ilişkilerinin kopuşu; tüm bunlar, bizi insanlığın özüne, hayatta kalma içgüdüsüne ve medeniyetin aslında ne kadar ince bir kabuk olduğuna dair düşünmeye zorlar. •Kitaptan Alıntılar• ​"Bir zamanlar tüm dünya bizimle doluydu. Şimdi ise rüzgarın uğultusu ve yaban hayvanlarının sesinden başka bir şey duyulmuyor." ​"O büyük binalar, bir zamanlar insanlığın gururuydu. Şimdi ise çürüyen kalıntılar, yitirilen bir dünyanın mezar taşları gibi duruyorlar." ​"Hatıralarım, gözümün önünde birer hayalet gibi beliriyor. Kimse anlamıyor, kimse dinlemiyor. Yalnızca ben taşıyorum bu ağır yükü." ​"Herkes kendisi için yaşamaya başlamıştı. Tüm o kibarlık, tüm o sevgi, hepsi birer gölge gibi uçup gitmişti." Kızıl Veba Jack London
Alıntı
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.