İnsanın kendine verebileceği en kıymetli hediye, kuşkusuz kütüphanesine eklediği yeni bir soluk, yeni bir dünyadır. Yoğun bir günün ardından bir kitabın kapağını aralamak, aslında kendi iç dünyamıza doğru bir yolculuğa çıkmak demektir. Bu hafta kendime verdiğim bu üç hediye;
•Pür İhtimam – Nilhan Osmanoğlu
Bu eser, modern dünyanın unutturduğu o ince ruhu, "zarafet" kavramını yeniden hayatımızın merkezine koymayı teklif ediyor. Nilhan Osmanoğlu, Osmanlı’nın köklü adab-ı muaşeret kültürünü bir protokol kuralı olarak değil, bir yaşam felsefesi olarak ele alıyor. İnsanın önce kendine, sonra çevresine ve en nihayetinde evrene karşı nasıl bir "ihtimam" göstermesi gerektiğini anlatırken; nezaketin aslında bir zayıflık değil, büyük bir asalet ve özgüven kaynağı olduğunu vurguluyor. Giyimden konuşma üslubuna, sofra adabından sosyal ilişkilere kadar hayatın her alanında incelikli bir duruş sergilemenin yollarını arayanlar için bir başucu kitabı niteliğinde.
•İffet-i Kalp: Hz. Meryem – Nuriye Çeleğen
Nuriye Çeleğen, kalemini bu kez insanlık tarihinin en seçkin kadınlarından biri olan Hz. Meryem’in hayatına hasrediyor. Kitap "iffet" kavramının bedensel bir sınırın ötesinde, kalbi bir duruş olduğunu anlatan derinlikli bir tefekkür yolculuğu. Hz. Meryem’in mabetteki sessizliğini, tevekkülünü ve sarsılmaz teslimiyetini işleyen yazar, günümüz insanının gürültülü ve kirli dünyasında "kalp temizliğini" nasıl muhafaza edebileceğine dair manevi ipuçları veriyor. Ruhun derinliklerine hitap eden bu satırlar, okuyucuyu kendi kalbinin iffeti üzerine düşünmeye davet ediyor.
•Dil ve İşgal – Taha Kılınç
Taha Kılınç, bu çalışmasında bir milletin küllerinden doğuşunda veya bir işgalin kalıcı hale gelmesinde "dilin" ne kadar stratejik bir güç olduğunu çarpıcı bir örnekle gözler önüne