Geçtiğimiz yılların en çok satan ve okunan kitabını sonunda ben de okuyabildim.
Roman, bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde ortaya çıkan ''beyaz körlük salgınını'' konu ediniyor. Kitapta derin bir anlatımla birlikte bu salgına yakalanan tüm insanları konu ediniyor, salgındaki dünyanın işleyişini film gibi anlatıyor. Bu yönüyle kitap benim için güzel bir distopik eser. Yaşananlar ve bunları anlatma biçimi biraz korkunç ama olaylar bir o kadar da gerçekçi. Yer yer okuduklarımı şöyle bir hayal ettim de hiçbirinin yaşanmaması için bir neden yok.
Kitapla birlikte insanların bu dünyadaki hırslarını, ihanetlerini, kıskançlıklarını, bencilliklerini yakından görüyoruz. Körlükle birlikte gelen sosyal çürüme insanları canavarlaştırıyor, sadece gözlerini değil tüm benliklerini yitiriyorlar.
Gerçekliğin bu kadar çırılçıplak bir biçimde anlatılması ve bazı +18 yerler ufak bir rahatsız etmedi değil. Çoğu yerde insan olmaktan iğrendim.
Yazarın anlatımı sade, dili anlaşılır fakat yazarın kendine özgü tarzından dolayı (noktalama işareti olarak sadece virgül ve nokta kullanılması) okumak benden çok gözlerimi bayağı zorladı.
Genel olarak kitabın evrenine girmek güzeldi, tavsiye ediyorum ama yazardan okuyacağınız ilk kitabınız bu olmasın.
BENCE.
Kitaptan birkaç güzel José Saramago alıntısıyla da bitiriyorum.
__“Bazı körlerin sadece gözleri kör değildi, zihinleri de kördü..”
"Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük."__
KörlükGabriel Garcia Marquez