Açlık kitabını okurken, kahramanı ister istemez Tabutta Rövaşata’daki Mahsun’a benzettim. Elbette iki eser birebir aynı şeyleri anlatmıyor; bu benim kişisel çağrışımım. Ancak her ikisinde de yoksulluk, insanı küçülten değil, tuhaf bir onur ve iç direnç yaratan bir durum olarak sunuluyor. Açlık ve yoksunluk, karakterleri edilgenleştirmiyor; aksine onları sessiz, kırılgan ama inatçı bir varoluşa itiyor. Bu benzerlik, Açlık’ın bende bıraktığı etkiyi daha da derinleştirdi.