Yabancı, beklentimin oldukça altında kalan bir roman oldu. Hikâye boyunca anlatılanlar bana göre bir yere bağlanmadı; özellikle finali fazlasıyla açık ve yarım bırakılmış hissettirdi. Okur olarak zihinsel bir tamamlanma yaşamadım. Camus’nün bilinçli bir tercih yaptığı belli olsa da, bu tercih beni tatmin etmedi.
Ana karakter Meursault’nun hayata karşı kayıtsızlığı, duygularını ifade etmeye gerek duymaması ve “ne olacağını zaten biliyormuş” gibi yaşaması dikkat çekiciydi. Bu yönüyle karakterle kısmi bir bağ kurduğumu inkâr edemem. Benimle tamamen örtüşmese de, dünyayı fazla ciddiye almayan, duygularını açıkça sergilemenin gereksiz olduğunu düşünen tarafları bana tanıdık geldi.
Buna rağmen roman boyunca ciddi bir okuma sıkıntısı yaşadım. Felsefi altyapısı güçlü olmasına rağmen anlatım benim için sürükleyici değildi. Absürdizm fikrinin bilinçli bir boşluk hissi yaratmak istediğini anlıyorum; ancak bu durum bende derin bir sorgulama yerine kopukluk ve ilgisizlik yarattı.
Genel olarak Yabancı, felsefi açıdan önemli bir eser olsa da, anlatımı ve bıraktığı etki bakımından beni içine çekemedi. Bitirdiğimde aklımda kalan şeyler, sorulardan çok eksiklik hissiydi.
YabancıAlbert Camus