·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Şubat 2026 13:47 Okurun karşısına hangi sıklıkla çıkan bir kitap daha ilk sayfasından karanlık kuyuların dibinden seslenerek tuhaf bir heyecan, haz ile umut arasındaki bir sınırda ona tanımsız duygular yaşatır? Bu tür metinlerin anlaşılmasının zaman istediğini, içindeki oyalanmalar, duraksamalar, ertelemeler, alt metinler dikkate alınarak okunmaları gerektiğini hissederiz.
Salgın olmasaydı günümüz insanının duraksama zorunluluğu da belki olmayacaktı. Ama yazar kaleme aldığı metnin satırları arasında oyalanma, onu geciktirme hakkına sahip olmalı. “Yazmak, şizofreninin toplumsal olarak kabul edilebilir bir şeklidir” diye boşuna söylememiş E. L. Doctorow. Thomas Bernhard'ın Beton’u işte böyle metinlerden. Yazarın bölünmüş kişiliklerinden biri olan müzik bilimci Rudolf’un besteci Mendelssohn Bartholdy hakkında yazmayı planladığı ama bir türlü üzerinde ilerleyemediği çalışmasıyla ilgili. Başından sonuna sanki nefes almadan akıp giden, yazarın diğer kitapları gibi kesintisiz bir iç monolog. İnsan en çok da kendi kendine konuşurken oyalanır. Bernhard’ın kitaplarında özellikle de Beton’da kullandığı baskın bir teknik var. Toplumda hüküm süren yüzeyselliğe yönelik şikayetlerini ve sızlanışlarını kaleme alması, hayata karşı süregelen hoşnutsuzluğu ama bu konuda herhangi bir çaba göstermeden kendini akışa bırakması yazım tarzının özelliklerinden. Ben Marcus, deneysel kurgu üzerine yazan ve Bernhard hayranlığını açıkça dile getiren bir yazar olarak Frost'la ilgili incelemesinde Bernhard’ın anlatısal bir hikâye anlatıcısından çok bir bilincin mimarı olduğunu belirtmiş.
Varlıklı bir hayat süren münzevi Rudolf doğru zamanın geldiği inancı ile masa başına oturduğunda cümlelerini kâğıda dökmek ister. Mendelssohn Bartholdy için yazacağı ilk cümlenin ne olacağını düşünürken endişesi ablasının tutkuyla başlayacağı projesini bozma olasılığıdır. Başarsızlığının ve yazar tıkanıklığının suçunu daima ablasına atar. Üstelik bağışıklık sisteminin vücuttaki çeşitli dokulara karşı reaksiyonu olan sarkoidoz hastasıdır. Rudolf’un kaotik zihni, iç umutsuzluk, sorgulamalar, yazar tıkanması, alt metinler, oyalanma ve dikkat dağıtıcılar arasında salınan bir zihin olarak karşımızdadır.